Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Orman Haftasıyla İlgili Tiyatro , Orman Haftası İle İlgili Tiyatro oyun u AVCI -ORMAN HAFTASI İLE İLGİLİ TİYATRO , PİYES 3 perdelik oyun Oynayanlar: Anne
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 3      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Orman Haftasıyla İlgili Tiyatro,Orman Haftası İle İlgili Tiyatro oyunu

    Sponsorlu Bağlantılar




    Orman Haftasıyla İlgili Tiyatro,Orman Haftası İle İlgili Tiyatro oyunu

    AVCI -ORMAN HAFTASI İLE İLGİLİ TİYATRO,PİYES
    3 perdelik oyun
    Oynayanlar:
    Anne
    Komşu kadın Avcı Oduncu
    Geyik (Geyik maskeli çocuk}
    Ormandaki koyunlar
    (Maskeli çocuklar)

    Sahne: Bir köy odası

    Birinci Perde
    Anne, komşu kadın, sonra avcı (Anne, kulübenin kapısından dışarıya bakar. Komşu kadın sedirde oturmuş, yün eğirmektedir.}

    ANNE – Ortalık nerede ise kararacak!..
    KOMŞU – Eh ne yapalım, vakit akıyor.. Gözümüzü açıp kapayıncaya kadar akşam ofuyor!..
    ANNE – Aman ne söylüyorsun komşu! Bugün saatler geçmesini bilmiyor!..
    KOMŞU – Herhalde işin yoktu da sana saatler uzun geldi. Yoksa ben, sabahtan beri o kadar çalıştım ki bana gün pek kısalmış gibi geldi…
    ANNE – Bugün işim yoktu, ama bir iş tutacak gönlüm de yoktu!
    KOMŞU – Ne vardı komşucuğum? Bir derdin mi vardı yoksa!..
    ANNE – Bir derdim vardı ya!..
    KOMŞU – Vah vah… Geçmiş olsun!.. Ne İdi derdin?..
    ANNEAnnelerin derdi ne olur ki! Ben avcıyı düşünüyorum?..
    KOMŞU -Avcıyı mı?.. Anlayamadım! Hangi avcıyı?..
    ANNE – Bizim çocuğu düşünüyorum!.. Ona siz köyde avcı demiyor musunuz? Benim de dilim alıştı. Çocuğumun adını bile unuttum!.. Ben de onu “avcı” diye çağırıyorum…
    KOMŞU – Peki! Senin avcıya ne olmuş ki? Bu kadar üzülüyorsun!..
    ANNE – Bir şey olmadı!.. Ama… .
    KOMŞU-Aması ne?..
    ANNE – Aması şu: Bizim çocuğun zihnine koymuşlar!.. Güya ormanda bir yaban domuzu türemiş. Bütün çiftliklere, çubuklara, tarlalara, bağlara ziyan yapıyormuş. Köylülerin canı İçin de tehlike oluyormuş… Bu köyde ve yakın köylerde, oğlum gibi bir avcı yokmuş. Ona, “Bu yerleri olsa olsa sen kurtarırsın!.. Senden başka kimse onu alt edemez!” demişler… O da bu sözlere kapıldı, önceki sabah tüfeğini yüklendi, Çarıklarını giydi, canavarı avlamaya ormana gitti. “Yapma oğlum, etme oğlum…” dedim, dinletemedim. Dün sabah giderken: “Bu hayvanı vurmadan dönmeyeceğim.” dedi. Ama, ne kadar zaman dağda, ormanda kalabilir?.. Çantasındaki azık da pek azdı. Dün gece gelmeyince, çok üzüldüm, ama “Belki de ormanda domuzun çıkışını bekliyor!..” diye kendimi avuttum. “Gün ışırsa gelir!” dedim… Şimdi gün kavuşuyor, bizimki hâlâ görünürlerde yok!.. İşte anun için durmadan kapıdan bakıyor, yolunu gözlüyorum…
    KOMŞU – Üzme kendini komşucuğum!.. Avcı oğlun arslan gibidir. Üç köy avcısının öldüremediği o koca domuzu senin uşak, Allah bağışlasın; tek başına öldürür!..
    ANNE – Evet, Allah korusun! Şimdiye kadar başına böyle bir şey gelmemişti! Ama analık dedik ya!..
    (Onlar böyle konuşurken sahne hafifçe kararmaya başlar.)
    KOMŞU – Evet, akşam kavuşuyor. Ben de kalkıp gideyim!.. Ocağa bir çorba koyayım!..
    ANNE – Ah sen de mi gidiyorsun? Yalnız kalınca daha da güç olacak beklemek!..
    KOMŞU – Yemekten sonra sana yine uğrarım!..
    ANNE – Haydi güle güle!..
    (Anne, arkasını kapıya çevirmiştir, bu sırada ava içeriye girer.)
    KOMŞU-İşte avcı geldi!..
    (Anne sevinçle kapıya koşar)
    ANNE – Sen mi geldin yavrum?.. Oh ne kadar merak ettim!
    (Avcının suratı asıktır, omuzundaki torbayı yere bırakır; gelir, annesinin ve komşusunun ellerini öper.)
    KOMŞU – Çok yaşa yavrum…
    AVCI – Siz de çok yaşayın teyze!..
    ANNE – Nerelerde kaldın dün gece?
    AVCI-Merak mı ettin?
    ANNE – Elbette!
    AVCI – Ben sana canavarı yakalamadan dönmeyeceğim dememiş miydim?..
    ANNE – Dedin, dedin ama, ben canavarla boğuşmaya gittiğini biliyordum, nasıl rahat ederim?..
    AVCI – Ben sana canavarı vurmadan geri dönmeyeceğimi önceden söylemiştim. Canavarla da buluşmak için sözleşmiş değildik ya! Onu, bir günde yakalayamayacağımı düşünürsün ve kendini üzmezsin sanmıştım…
    ANNE – Bari canavarı vurdun mu?
    AVCI – Ne gezer?.. Dağda, ormanda dolandım durdum!..
    KOMŞU – Ben torbayı görünce canavarı öldürdükten sonra kafasını kesip şu çuvala koydun sanmıştım.
    AVCI-Hayır!..
    KOMŞU – Sonra annen lâmbayı yakınca çuvalda: “Canavarın başı bu kadar küçük olamaz!” dedim.
    AVCI – Doğru düşündün teyze, bunun içinde canavar değil, minik bir geyik yavrusu var!..
    ANNE – Ne dedin, ne dedin?.. Bir geyik yavrusu mu?..
    (Yere eğilir, çuvalı aralar, hemen kapatır.) Sahi ! imiş… Nasıl yaptın avcı bunu? Nasıl kıydın bu yavruya?..
    (Komşu kadın gelir, çuvalı aralar, bakar.)
    KOMŞU – Eyvah avcı! Şu yavrucağı nasıl vurdun? Hem kimseyi rahatsız etmeyen, ormanlarımızı süsleyen, bu minicik yavruya nasıl kıydın? Senin hiç de mi acıman yok?..
    ANNE – Şimdi onun annesi nasıl yanıyordur? Bilsen, anlasan bunu yapmazdın!..
    AVCI – Anne ben bunu öldürmek istemedim!..
    ANNE – O kendi kendini mi öldürdü?
    AVCI – Sana nasıl olduğunu hemen anlatayım… Bütün gün canavarı aradığım için başka hayvan vurmamıştım. Ertesi gün, yani bugün de böyle oldu… öğleden sonra, köye dönmek için yola düşmeden önce, karşıma bir geyik çıktı… Ben de köye boş dönmeyeyim diye ona nişan aldım. Fakat çalıların arasında yavrusu varmış, anasını tehlikede görünce birden çalılar arasından fırladı. Anasına koştu, silâh onu vurdu, ben de fena oldum, bir kaza oldu. Oldu ama!..
    ANNE – Sen iyi bir avcı değilsin!.. İyi bir avcı olsaydın ne yavrulu bir hayvanı vurur, ne yavruyu öksüz bırakırdın! Ne de böyle suçsuz bir yavruyu öldürür, annesinin gönlünü dağlardın… Zaten, avcılık, ancak herkesin tarlasını harman, çorman eden muzur hayvanlar için, insanlara karşı tehlikeli olanları yok etmek İçin yapılmalıdır. Keyif cin hiç bir can öldürülemez… Ben senin böyle kalpsiz olmanı istemiyorum… Ben sana böyle yabanîler gibi davran diye avcı olmana İzen vermedim…
    AVCI – Ben de çok üzgünüm anne! Ben bu yavruyu öldürmek istemedim…
    ANNE – Ama öldürdün… Ben, sana verdiğim avlanma iznini geri alıyorum… Eğer benim iznim olmadan yine avlanırsan, işte komşumuz da şahit, ben sana analık hakkımı helâl etmem!..
    AVCI-Anneciğim, ben küçükten beri avcılık yaparım, avı çok severim, Fakat mademki benim avcılık yapmama izin vermiyorsun, o hâlde sana söz veriyorum, artık avcılık yapmayacağım…
    ANNE – Teşekkür ederim oğlum, ama söz vermek yetmez, bu köyümüzün avcılarının bir töresi vardır. Onlar avcılığa tövbe edecekleri zaman köyün etrafını çeviren Yedidağ’ın en tepesine tırmanırlar ve tüfeklerini yedi kere havaya boşaltırlar. Sonra evlerine gelirler ve tüfeği kapının arkasına asarlar… Eğer sen de avcılıktan vazgeçmeye karar verdinse, yarından tezi yok tüfeğini alırsın, Yedidağ’a tırmanır, tepeye gelince törenin emrettiği gibi havaya yedi el ateş edersin ve gelip kapının ardına tüfeğini asarsın, benim günlüm de rahat olur! Beni iyice anla, hiç sebepsiz yere seni öldürseler ben ne hâle gelirdim. Düşün ki hayvanların da onları da seven anneleri var…
    AVCİ – Avcılıktan vazgeçmek bana güç gelecek ama mademki sen istiyorsun, yarın vazgeçiyorum avalıktan!..
    ANNE – Haydi geç sini başına, benim sana pişirdiğim çorbayı İç… (Avcı sini başına geçerken perde kapanır.)

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. orman haftası ile ilgili skeçler, orman haftası ile ilgili piyes, orman haftası ile ilgili
  3. Orman Haftası, Ağaç Bayramı İle İlgili Tiyatro, Piyes, Skeç
  4. Orman Haftası İle İlgili Slogan,Orman Haftasıyla İlgili Sloganlar,Orman Haftası hakkında S
  5. Orman Haftası İle İlgili TekerlemOrman Haftası İle İlgili Tekerlemeler,Orman İle İlgili Te
  6. Atatürk Haftası İle İlgili Tiyatro, Atatürk'ü Anma Haftası Tiyatro Metni, Atatürk Haft
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri