Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Tezlerin Son Randevusu/Lozan Konferansı ve Barış Antlaşması Lozan Konferansı sadece Türk-Yunan sorunlarını değil , bütün Şark Meselesini masaya yatırmak amacıyla toplanmıştır. 20 Kasım 1922′de Lozan

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Tezlerin Son Randevusu/Lozan Konferansı ve Barış Antlaşması

    Sponsorlu Bağlantılar




    Tezlerin Son Randevusu/Lozan Konferansı ve Barış Antlaşması

    Lozan Konferansı sadece Türk-Yunan sorunlarını değil, bütün Şark Meselesini masaya yatırmak amacıyla toplanmıştır. 20 Kasım 1922′de Lozan şehrinde toplanan konferansa 4 Şubat 1923′te anlaşmazlıklar nedeniyle ara verilmiştir. İkinci kez 23 Nisan 1923′de toplanan Lozan Barış Konferansı, 24 Temmuz 1923′de Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanması ile son bulmuştur. Lozan Barışı, Türklüğün istiklal ve hürriyet kavgasının, Misak-ı Milli anlayışının zaferidir. Bu antlaşma, I. Dünya Savaşı galipleri ile hesaplaşma; hukuki ve siyasi yönden anlaşmazlıkları halletme; yüzyıllardan beri devam eden problemlere hal çaresi bulma, kısacası dışarı ile bir genel hesaplaşma, içeride ise Osmanlı düşünce ve idare tarzının bir tasfiye senedidir.

    Lozan Barışı’nda, daha önce Misak-ı Milli ile sınırları çizilen Türk vatanı ve milli hakimiyeti, Hatay, Musul ve Boğazlar gibi bir kaç istisna ile gerçekleşmiştir. Manda ve himaye yanlısı hevesler boşa çıkarılmıştır. Ayrıca Doğu’da Türk vatanı üzerindeki Ermenistan ve Kürdistan kurma hayalleri yok edilmiş, vatanı ve milleti ile bölünmez üniter bir devlet kurulmuştur. Bu antlaşma ile hem, 1821 yılında Mora yarımadasında isyan ederek Türk vatanı üzerinde büyümek isteyen Yunanistan’ın Megali İdeasına dur denilmiş, hem de, Türklüğün siyasi, adli ve ekonomik bağımsızlığı sağlanmıştır.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temellerinin içerde ve dışarda atıldığı Lozan Barış Antlaşması’nın I. Dünya Savaşı’nı bitiren harp sonrası barış antlaşmalarından önemli farkları vardır. Diğerleri yenik devletlere zorla dikte ettirilirken, Lozan’da devletlerin eşitliği geçerli olmuştur. Lozan’da Milletler Cemiyeti Misakı yer almadığından şeklende farklıdır. Üstelik bu antlaşma savaş tazminatı gibi mali yükümlülüklere yer vermemiştir. Diğer antlaşmalar devletlerin savunma haklarını gözardı ederken, Boğazlar dışında aynı durum Lozan’da söz konusu olmamıştır. İktisadi-ticari hususları sınırlayıcı maddelerin bulunmadığı Lozan ile yeni Türkiye, savaştan önceki mukalevî mükellefiyetlerinden/yazılı sorumluklarından ya da sözleşmelerden çok büyük ölçüde kurtulmuştur. Son olarak, her halde en büyük fark da bu olsa gerek, Lozan’nın kurduğu düzen ana hatları ile halen devam etmektedir.

    Türkiye adına İsmet İnönü’nün heyet başkanı olarak katıldığı konferansta imzalanmış olan ve bir önsöz ile beş kısımdan oluşan 143 maddelik esas barış antlaşmasına göre sınır meselesi şu prensipler çerçevesinde halledilmiştir: Güney sınırı, 20 Ekim 1921 Ankara İtilafnamesi’ndeki gibi İskenderun hariç yaklaşık olarak Türkiye’nin bu günkü sınırlarından ibarettir; Irak sınırı, Türkiye ile İngiltere arasında dokuz ay içerisinde gerçekleştirilecek görüşmelerle belirlenecektir; Yunanlar ile sınır Mudanya’da tespit edilen sınırdır. Karaağaç, savaş tazminatı olarak Türkiye’ye verilmiştir. İmroz ve Bozcaada dışında Ege adaları, silahlandırılmaması şartıyla Yunanistan’a bırakılmıştır.

    Lozan’da gayri-müslimlerin özel bir imtiyaza/ayrıcalığa sahip bulunmaları gibi bir durum söz konusu olmamıştır. Azınlıklara tanınan bazı haklar Medeni Kanunu’n kabul edilmesi ile önemlerini kaybetmişlerdir.

    Lozan Barışı ile yabancılara adli, mali ve idari alanlarda verilen ayrıcalıklar/kapitülasyonlar tamamen kaldırılmıştır.

    Lozan’ın önemli görüşme konularından biri olan Osmanlı borçları da genel bir karara bağlanmıştır. 1854′ten itibaren alınan borçlar, faizleriyle beraber hesaplanarak yıl yıl ödenmesi kararlaştırılmıştır. Böylece yapılan ödeme planı, Osmanlı Devletinden ayrılan devletlerin de ödeme güçleri gözönüne alınarak hazırlanmış ve paylaştırılmıştır. Diğer devletlerle arasında paylaştırılan borçlardan kendi payına düşenleri Türkiye’nin Türk lirası ya da Fransız Frangı olarak ödemesi kararlaştırılmıştır.

    Bunların yanısıra Lozan’da, bir Boğazlar komisyonu kurularak bölgenin silahsızlandırılmasını sağlayan, sivil ya da askeri geçişi bir düzenlemeye bağlayan Boğazlar Sözleşmesi ve İstanbul dışında, Türkiye’de yaşayan Rumlarla, Batı Trakya hariç Yunanistan’daki Türklerin karşılıklı değişimi hakkındaki sözleşme olmak üzere, iki önemli sözleşme olmak üzere imzalanmıştır.

    Lozan’da dikkati çeken bir husus herhalde Musul, Boğazlar ve Osmanlı Borçları gibi hayati meselelerin kesin bir çözüme kavuşturulamamış olmasıdır. Bu meselelerin çözümü, Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası’nın temel gelişmeleri ya da sorunları olarak karşımıza çıkacaktır. Fakat her ne olursa olsun Lozan bağımsız ve egemen Türkiye demektir. Yaşananlara bakıldığında bu gerçekten muazzam bir başarıdır. Zira emperyalizmin, sömürgeciliğin tarihinde ağır haksızlılar, baskılar, sömürüler, hatta zulümler çok görülmüştür. Ama emperyalistin, sömürgecinin yerli halka “Buraları benimdir ve ben sizi burada istemiyorum. Çekin, gidin.” demesi hayli nadir bir olaydır. Bu istisnai muamele Anadolu Türklerine, sonra da Filistin Araplarına uygulanmak istenmiştir. Türklerin geçirdiği şok bundan kaynaklanıyordu. Kurtuluş Savaşı’nda kazanılan zaferlerle Türkler kılıçlarının zoruyla Sevr’i parçaladılar, Lozan’ı elde ettiler. Üstelik bunu gerçekleştirirken çok değişik bir yöntem sergilediler. Şöyle ki, yerel ve ulusal kurtuluş mücadelesi farklı bir savaştır. Ulusal topraklar için, kendi öz toprakları ve savunması için verilen bir mücadeledir. Bu anlamda “halklı ve haklı bir savaş”tır. Öz savunma ihtiyacı ve mevcut şartlar içinde iş başa düşmüştür. Halkın, kendi öz gücünden başka dayanacak bir güvencesi yoktur. Halkın yerel inisiyatifinden beslenen ve ulusal/Kemalist önderliğin birleştiriciliği ve stratejisiyle yükselen mücadele, bu özelliklerinden dolayı daha ilk günlerinden itibaren -yani yerel kongrelerden ve direnişlerden itibaren- demokrasiyi de beraberinde getirmiştir. Bunun doruk noktası TBMM’dir. Kısaca, birinci TBMM “bir savaşı demokrasiyle yönetmek” gibilerden son derece netameli bir işi başarıyla tamamlamıştır. Ulusal bağımsızlık savaşları içinde, bir meclis eliyle ve kuvvetler birliği rejimi içinde yürütülüp başarılan ilk ve muhtemelen tek örnek budur. İşte Savaş Demokrasisi diye, Türkiye’nin o günkü somut koşullarında, savaşın anti-emperyalist ve haklı niteliği ile, onun siyasal yapısı olan demokrasi arasında örülen bağ ifade edilmektedir. Savaş olayının demokrasi ile yürütülmesi militarizmin olmadığını, sivil otoritenin gücünü kanıtlar. Bu veriler, yeni Türkiye Devleti’nin, günümüzde bazılarının sandığı gibi yukardan aşağı değil aşağıdan yukarıya kurulduğunu gösterir. Bir şeyi daha açıklar: Yine bazı çevrelerin ileri sürdüğü gibi devletin kuruluşu militarist değil, sivil ve demokratik karakterlidir, asker olmasına rağmen aynı Mustafa Kemal gibi. Şimdi “aynı Mustafa Kemal gibi”den kastımızı kısaca açıklamak ileride doğabilecek yanlış anlamaları önlemek açısından önemli olacaktır. Paşa, gerek hayatıyla gerekse önder/lider olarak gelişimiyle halkın arasından çıkmış ve hanedanlık gibi aristokrat bir yapıyı, feodal bir düzeni yıkmıştır. Bu yönüyle de yerel inisiyatifi, halkı temsil etmiştir. O’nun 1919 yılında belirginleşmeye başlayan askeri-bürokratik-merkeziyetçi yapısının altında da aslında bu vardır. O’nun bu yaptığını daha öncekiler, Enver gibi İttihatçılar da dahil olmak üzere hiç kimse başaramamıştır. Zaten 1918′le Sarayın yıldızının tekrar parlaması bunun en büyük kanıtıdır.

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Mudanya ve Lozan Barış Antlaşması
  3. Lozan Barış Antlaşması Ne Zaman Bitecek
  4. Lozan Barış Antlaşması ve Önemi
  5. Lozan Barış Antlaşması ne zaman imzalanmış, hangi kararlar alınmıştır?
  6. Lozan Barış Antlaşması ve Önemi
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri