Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Servet-i Fünun ve Milli Edebiyat Nesir Özellikleri Serveti Fünun ve Milli Edebiyatın Özelliklerini Karşılaştırm SERVET-İ FUNUN EDEBİYATINDA NESİR Servet-i Fünun sanatçıları , iyi bir öğrenim
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Servet-i Fünun ve Milli Edebiyat'ın nesir (düz yazı) özellikleri nelerdir?

    Sponsorlu Bağlantılar




    Servet-i Fünun ve Milli Edebiyat Nesir Özellikleri

    Serveti Fünun ve Milli Edebiyatın Özelliklerini Karşılaştırm

    SERVET-İ FUNUN EDEBİYATINDA NESİR

    Servet-i Fünun sanatçıları, iyi bir öğrenim görmüş ve yabancı dil öğrenmişler; böyle Batı edebiyatını yakından tanımışlardır. Arapça ve Farsçadan aldıkları sözler yenidir ve yepyeni bir anlamda kullanılmıştır. Kullandıkları kelime ve tamlamalar, Batı edebiyatından almış oldukları sözleri karşılar niteliktedir. Aydın kesim için yazmak düşüncesi, dilde sadelikten uzaklaşmalarına neden olmuştur. Süslü ve sanatlı nesir örnekleri vermişlerdir. Sanat için sanat anlayışı, sanatlı bir nesir ortaya çıkarmıştır. İnançsızlıkları ve tarihi bir derinliğe sahip olmayışları yüzünden, karamsardırlar. Bu durumları eserlerini do yansımıştır. Derinleştikleri en önemli konu, estetik ve sanattır. Sanatın yolunu açmışlar, sanatta belirli bir olgunluğa erişmişlerdir. Gerçek tenkîd, Servet-i Fünun nesriyle edebiyatımıza girmiştir. Toplumsal konulardan uzak kalan sanatçılar, nesirde uzun Cümlelerin yanında, Batı edebiyatının etkisiyle bağlaçlardan arınmaya ve kısa cümleler oluşturmaya özen göstermişlerdir. Fransız edebiyatının etkisinde kalan yazarların cümlelerinde, Fransız cümle yapısının hakimiyeti görünmektedir. Söz diziminde yenilikleri dikkat çeker. Fiilimsilerle birleşik cümleler kurulmuş; bağlı ve sıra cümlecikleri sık sık kullanılmıştır. Sanatlı üslûpları, nesirle şiir yazmak yolunu açmış, mensur şiir yolunda l'.ı...ııılı örnekler vermişlerdir (Halit Ziya, Cenap Sahabettin, Mehmet Rauf...) Yenileşme sürecinde eski edebiyat ve kültürle olan ilişkilerini kesmiş olmaları, alafranga sayılmalarına sebeb olur.



    SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA ŞİİR

    Servet-i Fünuncular şiirin konusunu iyice genişletmişler; aşk, doğa, karamsarlık, düş kırıklıkları, gerçeklerden kaçış, doğaya yönelme... gibi temaları işlemişlerdir. Sadece Tevfik Fikret, sosyal konulu bir iki şiir yazmıştır.

    Şiirde "sanat için sanat" anlayışının gereği olarak "estetik olgunlaşma" ya önem verilmiştir.

    Hemen hemen tüm Servet-i Fünun şiirinde aruz ölçüsü kullanılmış, hece ölçüsü küçümsenmiştir. Sadece Tevfik Fikret şiirde hece ölçüsünü de denemiştir.

    Aruz ölçüsü Türkçeye başarıyla uygulanmış, bu ölçüye canlılık getirilmiştir.

    Klasik beyit anlayışı yıkılmış, şiirde anlam dizeden dizeye taşınmıştır. Bir başka deyişle şiir (nazım), düzyazıya (nesre) yaklaştırılmış; cümlenin bir dize ya da beyitte tamamlanması geleneği yıkılmıştır. Bunu, Tevfik Fikret'in "Balıkçılar" adlı şiirinden alınmış şu parçada görmek mümkündür:



    Şafak sökerken o yalnız, eski bir tekneciğin

    Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak

    İlerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak

    Şırak dövüp eziyor köhne teknenin şişkin

    Siyah kaburgasını... Âh açlık âh ümidi"



    Dipnot Bu dizeleri yan yana getirip okuduğumuzda ortaya bir düzyazı (nesir) çıktığını görebiliriz

    [img]http://www.********.net/./images/mesajuyari/note.png[/img]





    Divan şiiri nazım biçimleri tamamen bırakılmış, müstezat serbestleştirilmiştir. Batı şiirinden alınan sone ve terza-rima gibi biçimler ilk kez kullanılmıştır.



    Şiirde bütün güzelliğine (kompozisyona) önem verilmiştir.



    Divan ve Tanzimat şiirindeki "göz için kafiye" anlayışı yıkılmış; "kulak için kafiye" görü*şü benimsenmiştir.



    Dil, çok ağır ve sanatlıdır. Şiirlerde Arapça ve Farsçadan alınma birçok sözcük ve tamlama kullanılmış; çok kimsenin anlamadığı bir dille şiirler yazılmıştır. Servet-i Fünuncuların en büyük yanlışları dil konusunda olmuştur, denilebilir.



    "Nahcir" (av), "tiraje" (gökkuşağı), "saat-ı se-men-fâm" (yasemin renkli saatler), "Lerziş-i bârid" (soğuk titreme)... Servet-i Fünun şi*irinde ilk kez kullanılan sözcük ve tamlamalara örnektir.



    Edebiyatımızda "mensur şiir" örnekleri ilk kez bu dönemde verilmiştir (Halit Ziya).



    Servet-i Fünun şiirinde Parnasizm ve Sembolizm akımları etkili olmuştur. Sanatçıların

    eserlerinde yer yer Romantizmin etkileri de görülmektedir.



    SERVET-İ FUNUN EDEBİYATINDA ÖYKÜ VE ROMAN

    Roman ve öyküde çağdaş Fransız edebiyatı örnek alınmış, Realizm ve Naturalizm akımlarından etkilenilmiştir.



    Romanlarda İstanbul'un aydın çevreleri ile saray ve konak yaşamı konu edinilmiştir. Bireysel acılar, düş kırıklıkları, aşklar... üzerinde durulmuştur.



    Servet-i Fünun romancıları, içinde yaşadıkları çevreyi anlatmışlardır. Romanların çoğunda Türk toplumunun ne ölçüde bu konuyu ********.net ten caldım Batılılaşmakta olduğunun örnekleri verilmiş, Batılı yaşam tarzının Türk toplumundaki yansımaları gösterilmiştir. Sanatçılar, yerli karakterlerin psikolojilerini tahlil etmişler; toplumsal yaşamla değil, "ev içi" ile ilgilenmişlerdir.

    Öykülerde sıradan kişilere ve halkın yaşantısına daha çok yer verilmiş; öyküler romanlardan daha sade bir dille yazılmıştır.



    Gerçekçi akımların gereği olarak sanatçılar eserlerinde kişiliklerini gizlemişlerdir.

    Tanzimat romanında görülen gereksiz betimlemeler bırakılmış, betimleme roman kahramanlarının psikolojilerini ortaya koymak için yapılmıştır.



    Teknik yönü çok sağlam romanlar yazılmış; modern Türk romanının temelleri atılmış ve ilk örnekleri (Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu) verilmiştir.



    Servet-i Fünun öykü ve romanları, teknik bakımdan üstünlüklerine rağmen dil ve üslupta hatalı bulunmuştur. Tanzimat'la başlayan dili sadeleştirme çabalarına zarar veren bu "Sanatkârâne üslup" eserleri anlaşılmaz kılar. Kimi yazarlar, eserlerinin 1920'den sonraki baskılarında sadeleştirmeler yapar.



    Fransız dilinin cümle yapısı Türkçeye aktarılmış; eserlerde devrik ve eksiltili cümlelere yer verilmiştir. Dil ve üslupta aydınlara hitap eden bir anlayış benimsenmiştir.





    SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA TİYATRO

    Tiyatro, doğrudan toplum yaşamını dile getiren ve bu konuyu ********.net ten caldım topluma seslenen bir türdür. Servet-i Fünuncular kendi düşüncelerini yansıtan oyunların bu dönemde oynanmasına izin ve*rilmeyeceğini bildikleri için tiyatro eseri yazmamışlardır.



    Bu dönemde tiyatro sahnelerinde tuluat kumpanyaları temsiller vermiş, bu temsiller 1908'e kadar sürmüştür.



    Servet-i Fünuncular 1908'den sonra bazı tiyatro eserleri ortaya koymuşlardır. Ancak Servet-i Fünuncuların bu piyesleri diğer türlere göre oldukça zayıftır. Bu denemelerde konuşma diline yaklaşmak için çaba gösterilmiş; eserlerde evlenme, boşanma ve ka*dınların medeni hakları gibi konular işlenmiştir.



    Hüseyin Suat Servet-i Fünuncular içinde tiyatroyla en çok ilgilenen sanatçıdır. Başarılı bir tiyatro dili olan sanatçının "Şehbal Yahut İstibdadın Son Perdesi" (1908), "Deva-yı Aşk" (1910) gibi eserleri vardır.



    Tiyatro alanında bir iki eser veren Halit Ziya, bu türde başarılı değildir. Kâbus (1918) adlı dramı ve Fransızcadan adapte ettiği iki tiyatro (Füruzan, Fare) teknik olarak zayıftır.



    Mehmet Rauf, roman dışında tiyatro eserleri de yazmıştır: Pençe (1909), Cidal (1911), Di*ken (1917) eserlerinden bazılarıdır.



    Cenap Sahabettin de bir iki eseriyle bu türe katkıda bulunur: Yalan (1911), Körebe (1917).



    SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA ELEŞTİRİ

    Servet-i Fünun döneminde eleştiri, daha çok başkalarına cevap verme ya da Servet-i Fünun'un görüşlerini savunma biçiminde gelişir.



    Şair ve yazarlar nazımda kullanılan sözcüklerin yapaylığı, anlam karışıklığı yönünden ağır eleştiriler alırlar, yine sanatçıların bir kısmı Batı hayranlığını bu konuyu ********.net ten caldım körüklemekle suçlanırlar. Kişileri Türk olmayan iki öykü yazdığı için Halit ziya, milli olmamakla suçlanmıştır. Servet-i Fünun yazarları bu eleştirilere cevap verirken soğukkanlılıklarını yitirmezler.



    Halit Ziya, Hüseyin Cahit, Ahmet Şuayp, Mehmet Rauf... gibi yazarlar Batılı yazarların sanat ve edebiyatla ilgili görüşlerini açıklamaya çalışır; Batılı sanatçıları tanıtırlar.



    Servet-i Fünun'da edebiyat eleştirisiyle ilgilenen tek sanatçı, Ahmet Şuayp (1876 -1910)'tır. Ahmet Şuayp, bir edebiyat eserinin psikoloji ve sosyolojinin verilerine dayanılarak eleştirilmesi gerektiğini söyler, Fransız eleştirmeni Hlppolyte Taine'den etkilenir bu konuyu ********.net ten caldım ve yazılarını Servet-i Fünun dergisinde "Hayat ve Kitaplar" başlığı altında yayımlar. O, eleştirilerinde nesnel olmaya çalışır; eserlerin ku*surlu ve güzel yönlerini bir arada gösterir.


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Servet-i Fünun ne anlama gelir
  3. Servet-i Fünun Edebiyatı Hakkında Bilgiler
  4. Servet-i Fünun Döneminde Şiir
  5. Servet-i Fünun Dönemi Edebiyatı İle İlgili Slayt
  6. Servet-i Fünun Edebiyatı
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri