Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

İyimserlikle ilgili yazılar , İyimserlik hakkında yazılar llazım Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın İyimserlik ile ilgili kompozisyon İyimserlik ile ilgili hikayeler İyimserlik ile ilgili sözler
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 9      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    İyimserlik ile ilgili yazılar

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    iyimserlikle ilgili dört dörtlük bir yazı.

    --------------------------------------------------------------------------------



    iyimserlik ile ilgili yazı

    * Evimi bir parti sonrası temizlemek için saatlerce çalısabiliyorsam: BİRÇOK ARKADAŞIM var demektir.

    * Faturalarımı ödeyebiliyorsam: BİR İŞİM var demektir.

    * Pantolonum biraz sıkıyorsa: AÇ KALMIYORUM demektir.

    * Gölgem beni izliyorsa: GÜNEŞ IŞIĞI görüyorum demektir.

    * Okuluma, iş yerime uzun bir yol yürüyerek gitmem gerekiyorsa: AYAKLARIM SAĞLIKLI demektir.

    * Duraktaki adam anahtarıyla ses çıkarıyor, bebeği ciyaklıyorsa: DUYABİLİYORUM demektir.

    * Camları silmem, çatıyı onarmam gerekiyorsa:BİR EVİM VAR demektir.

    * Telefon faturam yüksek geliyorsa: KONUŞABİLİYORUM demektir.

    * Kardeşimle her gün kavga ediyorsam: BİR KARDEŞİM var demektir.

    * Yığınla ütülenecek ve yıkanacak çamaşırım varsa: YIĞINLA GİYECEĞİM var demektir.

    * Çalar saatim sabahın köründe çalıyorsa: -Y-A-Ş-I-Y-O-R-U-M- demektir.

    * Aksamları kendimi yorgun hissediyorsam ve bacaklarım ağrıyorsa: O gün çok ÇALIŞMIŞIM demektir.

    * Derslerimden kırık not alıyorsam: BİR OKULUM var demektir.

    * Annem azarlıyor, babam kızıyorsa: BİR AİLEM var demektir.

    * Yaralı ayağımın acısını hissediyorsam: YAŞIYORUM demektir.

    * O gün oltama hiç balık gelmediyse: HİÇ BALIK ÖLDÜRMEDİM demektir.

    * Ve bütün bu olaylara böyle bakıyorsam: İyimserim demektir
    ...............

    Kişilerin iyimser veya kötümser olması;olayları, durumları,objeleri birinci faktör kişinin ruh hali başta olmak üzere kültür,yer,zaman,statü ve rol faktörleriyle bileşkeli algılayışıdır(fenomen olarak isimlendiriliyor).Bu algılayış mutlak objektif olmayıp,subjektif ve görelidir. Fakat bu algılayışı kısır döngü gibi kişinin bakış açısından kaynaklanırken sonuç itibariyle kişinin kendisini,fiziki ve ruhi yapısını etkilemekte ve etkileme alanı genişleyerek çevresini ve olayları da etkilemektedir.
    Aynı ortamda bulunan insanlar;aynı fiziksel çevre içinde bulunmakla birlikte;kişilerin duyumladığı dünya,yani algılama ve yaşantı dünyaları aynı değildir. Yani aynı fiziksel çevre içinde birbirinden farklı fenomenlere sahip insanlar var demektir. Örnek vermek gerekirse;aynı fiziksel çevre içinde bulunan iki kişi farklı objeler dikkatlerini çekmek durumu söz konusu olduğundan birisi uçmakta olan kargayı ve gak etmesini duyarken diğeri farkında olmayabilir. Alman Filozofu Edmund Husserl “kişinin farkında olması ile farkında olduğu şey arasında sıkı bir ilişkinin varolduğunu;her bilincin kendine özgü bir niyet geliştirdiği ve bu niyetinin de bilincinin neyi algılayıp nasıl anlamlandıracağını etkileyeceğini “ ifade etmektedir.
    İnsanlar karşılaşmış oldukları güçlükleri ne şekilde ele aldıkları iyimserliğini veya kötümserliğini göstermektedir .İyimserleri ele aldığımızda;her türlü güçlüğe karşı kolayca karşı koyabilirler ve güçlükleri çok fazla önemsemezler,kendilerine güvenleri vardır ve hayata karşı kolayca mutlu bir tavır takınabilirler;hayattan çok fazla şey beklemezler,çünkü kendilerini iyi bir şekilde değerlendirirler ve kendilerini önemsiz yada ihmal edilmiş bir kimse olarak görmezler. Böylece hayatta karşılaşmış oldukları güçlükleri yalnızca kendilerinin zayıf ve güçsüz olduklarına inanmalarını haklı gösterecek yeni kanıtlar olarak gören başka tipten insanlarla karşılaştırıldıklarında,bu gibi iyimser kimseler güçlüklere daha kolay katlanabilirler. Daha güç durumlarla karşılaştıkları zaman ise;hataları düzeltmenin her zaman mümkün olduğunu düşünürler. İyimserleri tavır ve hareketlerinden hemen tanımak mümkündür. Ürkek değildirler;açık ve serbest bir şekilde konuşurlar;ne alçak gönüllüdürler,ne de kendilerini engellenmiş ve tutuk hissederler. Bu gibi kimselerin bir heykelini yapmak isteseydik,onları kolları açık,başka insanları kucaklamaya hazır bir halde gösterirdik. Başkaları ile ilişki ve dostluk kurmada hiçbir güçlük çekmezler,çünkü güvensiz değildirler. Konuşmaları tutuk değildir;tavırları,hareketleri,yürüyüşleri tabii ve rahattır. Bu tipin katıksız örneklerine çocukluğun ilk yılları dışında seyrek olarak rastlanır;bununla birlikte,iyimserliğin ve sosyal ilişkiler kurma yeteneğinin bir çok dereceleri vardır ki,bizi yine de tatmin edebilmektedir.
    Kötümserler ise;büsbütün farklı bir tiptirler. En büyük eğitim problemleri bu gibi kimselerde karşımıza çıkar. Bunlar çocukluk yaşantılarının ve izlenimlerinin sonucu olarak “aşağılık kompleksi” edinmiş olan kimselerdir. Bu gibi insanlar için her çeşit güçlük,hayatın hiçte kolay olmadığı duygusunu kuvvetlendirmektedir. Çocukken görmüş oldukları hatalı eğitimle desteklenmiş olan kötümser dünya görüşlerinin sonucu olarak,her zaman hayatın kötü yanlarını görürler. Hayatın güçlüklerini iyimserlerden daha çok fark ederler ve kolayca cesaretlerini yitirirler. Bir güvensizlik duygusundan rahatsız oldukları için,hiç durmadan,kendilerine destek olacak birini ararlar. Başkalarından yardım görmek için yapmış oldukları çağrı dış davranışlarından bellidir. Çocukken sürekli olarak annelerinin peşindedirler ve annelerinden ayrılır ayrılmaz ağlamaya başlarlar. Annelerinin peşinden ağlamaları ileri yaşlarda da devam eder. Dış davranışlarındaki çekingenlik ve ürkeklik,bu tipten olan kimselerin anormal tedbirliliğini açığa vurmaktadır. Bu kötümserler,her zaman,pek yakında ortaya çıkabilecek tehlikeleri düşünüp dururlar. Hiç şüphesiz,bu tip insanlar iyi uyuyamazlar. Uyku,gerçektende bir insanın gelişme derecesini ölçme imkanını verecek kusursuz bir standarttır,çünkü uyku bozuklukları,bir güvensizlik duygusu karşısında büyük bir tedbirliliğin belirtisidirler. Bu gibi insanlar sanki kendilerini hayatın tehlikelerine karşı daha iyi savunabilmek için hep tetikte gibidirler. Bu tip bir insan hayattan ne kadar az tat alır ve hayatı ne kadar az anlar !Hayat onun sandığı kadar acı ise;uyku gerçektende iyi bir çare olmazdı. Kötümser bir insan,hayatın bu gibi tabii olaylarına düşmanca bir tavırla yaklaşma eğilimini göstermekle ,yaşamaya iyi hazırlanmamış olduğunu açığa vurmaktadır. Bir insanın hiç durmadan odasının kapısının kilitlenip kilitlenmediğini düşündüğünü,rüyasında hep hırsızlar ve haydutlar la boğuşup durduğunu gördüğümüz zaman,böyle bir kötümser eğilimin varolduğunu tahmin edebiliriz. Gerçekte böyle bir insanı uyurken bedeninin almış olduğu durumdan da tanımak mümkündür. Bu gruptan olan insanlar çoğu zaman oldukları yerde büzülerek ya da yorganlarını başlarına çekerek uyurlar.
    Hayat akıp gidiyor. İnsan onun içinde yuvarlanıp gidiyor. Hayatın seyri bize rağmen değişmiyor. Olaylar bazen lehimizde,bazen de aleyhimizde gelişiyor. Çok iyi şartlar mevcut;kendilerinde faydalanılması için bizi bekliyor. Hayat seyrinin içinde yaşadığımız şartların iyi olması,hep bize bağlı. Yani iyimser düşünmemize bağlı. Açık ve berrak zihne sahip olanla,olayları iyi görenler,hayattan zevk alanlardır;mevcut şartlardan faydalanamayanlar,zihnen mahpus kimselerdir. İçlerinde karışıklıklar,problemler vardır. Hayat bazıları için iyi,bazıları içinde kötü değildir. Ona atfedilen sıfatlar bizim yakıştırmalarımızdır. Bizim ona yakıştırdığımız sıfatlar;içinde bulunduğumuz şartlara,kültürümüze,mizacımıza ve düşüncelerimize göre verilmiştir. Mesut olduğumuz zaman hayat güzel,sıkıntıda olduğumuz zaman da kötüdür. Öyle ise,onun kötülüğü veya güzelliği izafidir(görelidir).
    Güzel yaşayabilmek,hayattan zevk alabilmek için (bu zevk elbette meşru bir zevktir),insanın ruh ve zihin sağlığına sahip olması lazımdır. Sağlığımız için,hayattan zevk alabilmek için,olayları değerlendirme tarzımız önemlidir. Çünkü bu değerlendirme tarzımız,düşüncelerimizi ve davranışlarımızı şekillendirecek,psikolojik ve biyolojik hayatımızı yönlendirecektir. Bilindiği gibi,güzel ve çirkin;iyi ve kötü izafi kavramlardır. Bana göre iyi olan başkasına göre kötü;başkasına göre güzel olan bana göre çirkin olabilir. Ama insanın hayattan zevk alması için her şeyin ve her olayın iyi ve güzel yanlarını bulması gerekir. Yani insan iyimser olmalıdır. Kainatta yaratılış itibariyle her şeyin bir gayesi vardır;bu gaye idrak edilince bir çok husus kendiliğinden iyileşir ve güzelleşir. Güzel düşünmek,olayları iyi değerlendirmemize ve ruhi sağlığımıza tesir eder.
    Hayatta iyimserliğin faydalarından bahsederken,kendimde olduğu gibi iletişimde bulunduğum bazı kişilerce polyannacılık oynadığımız;her an aldatılabilme riskinin olduğu ifade ediliyor veya edilebilir. Fakat her aldatılabilme riskini şüpheci bir bakış açısıyla kronikleştirirsek diğer insanlarla iletişimimiz tabii seyrini terkederek kendimize ve çevremize zarar verir konuma getireceği de muhakkaktır. O halde her olay ve durumda bir güzel yan görebilmek gerekir. Umutların tükendiği yerde bütün yaşam enerjisi biter. Umutları tüketmemek için güzelliği görmeli ve hayatı sevmek yaşamın enerji kaynağı olacaktır. Nasıl ki bir anlık kızgınlıkla hareket,istenmeyen ve pişman olunacak sonuçlar verebiliyorsa;kötümser bakış açısı da kötümser sonuçlar üretecektir. Çok tekrarlanan bir fıkra da şöyledir:
    4-5 arkadaş yolda giderken bir köpek ölüsüne rastlıyorlar. Bir tanesi “bakın kuyruğu çürümüş”,bir tanesi “bakın karnı deşilmiş” bir diğeri”bakın tüyleri dökülmüş!”derken birisi de”bakın dişleri ne kadar parlak” diyerek o kadar çirkin görülebilecek durumlarda dahi bir güzelliğin olacağı yönü ve iyimserliğin bakış tarzını göstermiştir.
    Bu tarz bakış açısına bir başka örnek de :
    Adam yolda yürürken büyük bir gökdelen inşaatının yanında durdu. İnşaatın girişinde bir şeylerle isteksizce uğraşan bir işçi gördü.
    -“Kolay gelsin “ dedi.
    -“Bu sıcakta mı?” dedi.
    -“Doğru işiniz çok zor.”
    -“Bütün gün mahvoluyoruz. Bu Allah’ın belası yerde çimentoyla uğraşıp,toz içinde yüzüyoruz. Bir iki saat içinde yorgunluktan bitiyorum,sonrası bir sürü angarya,getir .götür.”
    Allah kolaylık versin!” dedi ve adam yoluna devam etti. Kaldırımı döndüğünde,aynı inşaatın diğer tarafında çalışan başka bir işçi gördü.
    Yüzünde gülümseme,ıslık çalarak,diğer işçinin yaptığı işi yapıyordu.
    -“Kolay gelsin” dedi adam.
    İşçi gülümseyerek döndü ve “Sağol” dedi.
    -“İşiniz çok zor değil mi?”
    -“Zor ama iyi yapıyoruz” dedi işçi. “Bu bina şehrin en büyük binalarından biri olacak ve bunu biz yapıyoruz. Kesinlikle kolay değil,ama hep beraber başaracağız. Yoruluyorum,ama bu başarıya ortak olduğum için yorgunluğumu unutuyorum” dedi ve gülümsedi.
    Adam uzaklaşırken “Ne kadar garip” diye düşündü. “Aynı işi yapan iki işçi ve ne kadar farklı düşünüyorlar. Birisi yaptığı işten bıkmış,diğeri bir başarıya ortak ve mutlu.”

    Elbette ki hayatta bir çok olumsuzlukla;güçlünün güçsüzü ezmesi;haksızlıklar olabilmektedir. Fakat unutulmamalıdır ki;kötümserlik çare üretmemek de,olabilecek çareleri yok etmektedir. İyimserlik ise;çare üretebilme imkanı verebilmektedir.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri