Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

enerji kaynaklarının insan yaşamı için önemi nedir bilgi verirmisiniz ? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Enerji Kaynaklarının İnsan Yaşamı İçin Önemi Nedir Yenilenebilir enerji kaynaklarının
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    enerji kaynaklarının insan yaşamı için önemi

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Yenilenebilir enerji kaynaklarımızın önemi

    Günümüzde insan yaşamının ve toplumsal gelişmenin temel yapı taşlarından olan ve aynı zamanda gelişen
    teknoloji ile buna bağlı olarak büyüyen sanayileşmenin can suyu enerji kaynaklarına talep arttıkça,
    geleneksel enerji kaynaklarının yetersiz ve tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalması ve ayrıca bu tür
    enerji kaynaklarının yarattığı çevre sorunlarının doğal yaşamı tehlikeye atması, insanoğlunu yeni ve daha
    temiz enerji kaynaklarını bulmaya ve üretmeye zorlamaktadır. Nüfus artışı, teknolojik
    gelişme ve sanayileşmeye bağlı olarak dünyanın enerji ihtiyacı her yıl % 4-5 oranında artmakta olup, bu
    ihtiyacı karşılayan geleneksel fosil yakıt rezervleri ise büyük bir hızla tükenmektedir. Son yıllarda dünya
    enerji ihtiyacının % 95'i fosil ve su kaynaklı enerji kaynaklarından sağlanmakta ve bu oran gittikçe
    artmaktadır. Bu günkü enerji tüketimi koşullarına göre en iyimser tahminle petrol rezervlerinin en geç 40-
    50 yıl, kömür rezervlerinin 80-100 yıl, doğalgaz rezervlerinin 100-120 yıl, Uranyum ve Thoryum gibi
    elementlerin de 100 yıl içinde tükeneceği öngörülmektedir. Diğer taraftan geleneksel fosil yakıtların
    kullanımı, dünya ortalama sıcaklığını son bin yılın en yüksek değerlerine ulaştırması; yoğun hava
    kirliliğinin yanı sıra, milyonlarca dolar zarara yol açan sel/fırtına gibi doğal afetlerin artmasına da sebep
    olmuştur. Ayrıca, atmosfer içinde biriken yanma gazları güneş ve yer arasında tabii olmayan katman bir
    meydana getirmekte, bu durum insan, bitki, hayvan ve diğer canlıların hayatı üzerinde negatif etkiye neden
    olmaktadır. Fosil kaynaklı enerjinin sera etkisi, yani ısı enerjisinin karbondioksit gibi gazlar tarafından
    emilip atmosferde alıkonmasıyla ortaya çıkan ve ısı artışı olarak ta bilinen küresel ısınmanın insan sağlığı
    üzerindeki etkisi bugün üzerinde durulması gereken en önemli hususlardan birisidir. Öte yandan 1990'lı
    yıllarda dünya nüfusunun % 75'ini oluşturan buna karşılık dünya enerji tüketiminin % 33'ünü kullanan
    gelişmekte olan ülkeler, 2020 yılında dünya nüfusunun yaklaşık % 90'ını oluşturacak ve nüfus artışına
    paralel olarak da dünya enerjisinin yaklaşık % 55'ini tüketecektir. Bu nedenle gelişmekte olan ülkeler
    arasında bulunan ülkemiz, gelecekte enerji sorunlarından en fazla etkilenecek ülkelerin başında yer
    alacaktır.

    İşte tüm bu nedenlerle Temiz Enerji olarak da adlandırılan; doğanın kendi evrimi içerisinde kendisini
    tekrarlayarak yenileyebilen, hammadde bağımlısı olmayan, atık üretmeyen, çevreye emisyon yaymayan ve
    hiç tükenmeyecek sessiz enerji kaynakları olarak tabir edilen yenilenebilir enerji kaynaklarından; özellikle
    güneş, hidrojen, hidrolik ve jeotermal gibi temiz enerji kaynakları potansiyeli açısından oldukça zengin ve
    dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunan ülkemizin; ne yazık ki bu potansiyeli yeterince
    değerlendiremediğinden enerji konusunda dışa bağımlı ülke konumundan bir türlü kurtulamamaktayız.
    Zira; Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynakları; güneş enerjisi, hidrojen enerjisi, hidrolik enerji, jeotermal
    enerji,
    biyokütle enerjisi, deniz enerjisi ve rüzgar enerjisi konusunda şimdiye kadar sağlıklı bir bilanço
    çıkarılamamış ve değerlendirilememiştir.
    Günümüzün enerji tarımına (Bitkisel) dayalı biyokütle enerjisi dışında bu kaynaklarımızın teknik
    potansiyeli toplamı 858 TWh/yıl (70 MTEP/yıl) düzeyindedir. Ancak, ekonomik potansiyel, bu değerin
    üçte biri düzeyindedir.
    Türkiye'de bu enerji kaynaklarından yalnızca hidrolik enerji, jeotermal enerji ve güneş enerjisinden
    çekilecek birincil enerji miktarı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB) tarafından 2000 yılı için 50.0
    TWh (4 MTEP) ve 2020 yılı için de 168.7 TWh (14 MTEP) olarak planlanmıştır. 2050 yılına kadar olan
    süreçte teknoloji transferi ve yerli teknoloji oluşturulması olanakları, çevre kısıtları projelerin
    gerçekleştirilebilmesinde karşılaşılacak diğer zorluklar göz önüne alınırsa, Türkiye'nin tüm yenilenebilir
    kaynaklardan çekebileceği birincil enerji miktarının 200 TWh/yıl (17 MTEP) düzeyine erişebileceği
    öngörülmektedir. Türkiye'nin gelişmesini sürdürebilmesi, endüstrileşmiş sanayi ülkesi konumuna
    geçebilmesi için birincil enerji ve elektrik tüketimlerinin, yıllık olarak kişi başına en az bugünkü düzeyin 2-
    3 katına çıkarılması gerekmektedir. Daha doğrusu bu gün ülkemiz yenilenebilir enerji potansiyelini en az
    %80 kapasite ile kullanabildiği takdirde fosil kaynaklı ve dışa bağımlı enerji kaynaklarından %80 tasarruf
    sağlayacaktır. Bu da enerji kaynakları yönünden ülkemizin tam bağımsızlığı demektir. Bunun için
    yenilenebilir enerji kaynaklarımızın koordinatör bir kurumun öncülüğünde kamu ve özel sektörün
    birlikte hazırlayacağı kısa, orta ve uzun vadeli plan ve programlar ortaya konularak projelendirilip hayata
    geçirilmesi halinde, dışa bağımlılığımız sona ereceği gibi, sadece kendi ihtiyacımızı değil, enerji ihraç eden
    ülkeler arasında olmamız içten bile değildir.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri