Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

dünyada medeniyet kuran devletler ve bunların insanlığa hizmetleri Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Kütüphane kuran ilk medeniyet hangisidir? Mevlana'nın insanlığa hizmetleri Türk milletinin insanlığa yaptığı
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Kayitsiz Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    dünyada medeniyet kuran devletler ve bunların insanlığa hizmetleri

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Mezopotamya medeniyeti

    Mezopotamya’nın Yeri
    Mezopotamya kelimesi iki nehrin arası anlamına gelir, ilk Çağ’da Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan yerlere Mezopotamya denilmiştir.
    Mezopotamya iki bölüme ayrılır.

    Dicle ve Fırat’ın birbirine en çok yaklaştıkları yerden Basra Körfezi’ne kadar olan bölgeye Aşağı Mezopotamya, kuzeyinde kalan bölüme ise Yukarı Mezopotamya denir.

    Mezopotamya’da Kurulan Devletler
    Asya, Afrika ve Avrupa kıtaları arasındaki önemli ulaşım yollarının kavşağındaki bu verimli bölge, medeniyetin gelişmesine elverişliydi. M.Ö. 4000 yıllarında Mezopotamya’da tarihi devre başlamıştır. Dicle ve Fırat nehirlerinin taşması yüzünden bir bölümü bataklık olan Mezopotamya’da, setler yapılmak suretiyle bataklıklar kurutularak medeniyetin ilk örnekleri gelişmeğe başladı. Böylece insanlar, kurdukları yerleşim birimlerini taşkınlardan korudular.

    Mezopotamya’da birçok devlet kurulmuştur. Tarih öncesi devirlerinde, Yukarı Mezopotamya’da, Sümerlerle akraba olan Subariler oturmakta ve bu ülkeye Asur adı verilmekteydi.
    Aşağı Mezopotamya’ya Sümer ülkesi, kuzeyine Akad, doğusuna da Elam denilmekteydi.

    a) Sümerler
    Kuruluş ve Siyasi Tarih
    Mezopotamya’da kurulan devletlerin en önemlilerinden birisi Sümerlerdir. Sümerlerin Asya bozkırlarından güney Mezopotamya’ya geldikleri tahmin edilmektedir. Yaklaşık M.Ö. IV.bin yılın ortalarına doğru Kalde’nin güneyine yerleşen Sümerlerin kurdukları köy ve kasaba gibi yerleşim birimleri, zamanla büyüyerek birer site şehrine dönüşmüştür.Sümer tarihi, şehir devletlerinin kurulmasıyla başlar. Şehir devletlerinin başında Patesi adındaki prens bulunuyordu. Patesiler, aynı zamanda rahiplik görevini de üstlenmişlerdi.

    Eski Mezopotamya
    Şehir devletleri içinde Ur, Eridu, Nippur, Kiş, Uruk ve Lagaş en önemlileri olarak biliniyordu. Tarihi bilinen, Sümer şehir devletlerinden en eskisi Ur’dur. Ur’da bulunan hükümdar mezarlarından buralarda yüksek bir medeniyetin yaşadığı anlaşılmıştır. Bu siteler içinde hakkında en iyi bilgi edinilen Lagaş’tır.Lagaş sitesi kral Urnina zamanında bayındır hale gelmiş, imar edilmiş, sulama kanalları açılmış, saraylar ile tapınaklar inşa edilmiş ve en parlak dönemini yaşamıştır. Urnina’dan sonraki krallar komşu sitelerle kanlı mücadelelere girişmişlerdir.Urgakina başa geçince Urnina gibi halkın ve ülkenin iyiliği için çalıştı. Kendi adı ile anılan dünyanın bilinen ilk kanunlarını derleyip topladı. Köleliğe son verdi ve hürriyeti sağladı.

    Urgakina döneminde çıkarları zedelenen rahipler ve zenginler, karışıklıklar çıkararak Lagaş site devletinin zayıflamasına yol açtılar. Bu durum karşısında Uruk ve Umma siteleri kralı Lugalzagizi, harekete geçerek Lagaş üzerine yürüdü. Urgakina yenilince Lagaş site şehri Ummahlarm eline geçti. Lugalzagizi diğer Sümer şehirlerini ve Kalde’yi zapt etti.

    b) Akadlar
    Kuruluş ve Siyasi Yapı
    Asıl yurtları Arap Yarımadası olan Akadlar, M.Ö.IV. bin dolaylarında Fırat Irmağı boylarına gelmiş ve Sümerlerin kuzeyine yerleşmişlerdir. Sami asıllı olan Akadlar yerleştikleri bölgenin ismi ile anılmışlardır. Akadlann en kalabalık oldukları bölge, Fırat’ın Dicle’ye dirsek yaptığı Siparra şehri idi. önceleri buralara yerleşen Akadlar, Sümer şehirlerine aylıklı asker ve işçi olarak girdiler. Yavaş yavaş çoğalan Akadlar, Sümerlerin savaş usullerini öğrendiler. Daha sonra Lugaizagizi’nin son zamanlarında, Sümerlere karşı ayaklandılar. Başlarındaki kıymetli komutan Sargon (Şarrukin), Sümer kralı Lugalzagizi’yi yenerek kendini Kaide hükümdarı ilan etti (M.Ö. 2750). Sargon bu zaferle yaklaşık 180 yıl sürecek Sami/Akad krallığının temelini atmış oldu.

    Akad Krallığı’nın Son Zamanı ve Sümerler Tarafından Yıkılması Akadlar, Mezopotamya’yı ele geçirmiş ve büyük bir devlet kurmuşlardır. Ancak çeşitli kavimlerden oluşan Akad imparatorluğu çok iyi teşkilatlanmadığı için, iç ayaklanmalar ve dış düşmanların hücum lan ile zayıfladı. Bu durumu fırsat bilen Sümerlerden Uruk sitesi prensi, 200 yıla yaklaşan SamiAkad egemenliğine son verdi (M.Ö. 2300).

    M.Ö. 2500 yıllarında Zagros Dağlan dolaylannda yaşayan Gutiler, Aşağı Mezopotamya’nın büyük bir bölümünü ele geçirdiler. Lagaş sitesinin rahip olan kralı Güdea, eski Sümer devletine yakın, kuvvetli bir devlet kurdu. Akadlar zamanında devam eden Sümer kültür ve medeniyeti Gudea döneminde tekrar canlandı.

    Hakimiyetin tekrar Ur sülalesine geçtiği döneme, üçüncü Ur sülalesi dönemi denir. Bu dönem Sümerlerin en parlak zamanıdır. Sülalenin en büyük hükümdarı “Yedi İklim Hükümdarı” namı ile anılan Şul-gi’dir.
    Yüzyıllık hakimiyetten sonra Ur sülalesinin Elamlılar tarafından yıkılmasıyla Sümer egemenliği sona ermiştir (M.Ö. 2200).

    c) Elamlılar
    Kuruluş ve Siyasi Yapı
    Eskiden Dicle nehrine dökülen Kann ve Kerha ırmaklannın suladığı ve Sümer ülkesinin doğusunda kalan yöreye Elam adı verilirdi.
    Yüksek bir kültür beşiği olan Elam’da, tarihin başlangıç devirlerinde, Mezopotamya’da olduğu gibi birtakım küçük şehir devletleri vardı. Merkezi Sus olan Ansan Devleti en çok gelişenler arasındaydı. Bu devlet, komşu devletleri yönetimi altına alarak bir çeşit federasyon kurmayı başardı.
    Elamlılar; Sümerler, Asurlular ve Babillerle sürekli mücadele ve savaş halindeydi. Büyük İskender’in Pers Imparatorluğu’nu fethine kadar, Pers imparatoru Dara’ya bağlı kaldılar.

    d) Babil Krallıkları
    Babil, Irak’ta Fırat Nehri’nin doğu kıyısında kalır. Eski Mezopatamya’nın en büyük şehirlerinden biridir.
    M.Ö. III. binde Arabistan’dan çıkan ve Samilerin bir kolu olan Amurrular, Akad’a yerleşmeye başladı ve buradaki Samilerle birleşerek büyük bir topluluk meydana getirdiler.

    Üçüncü Ur sülalesinin yıkılmasından sonra kurulan Larsa ile tsin prensliklerinin birbirleriyle mücadelesinden faydalanarak, Babil şehrinde bir prenslik kurmayı başardılar (M.ö. 2100).
    Şehrin kurucuları belli olmamakla birlikte Babil isminin Sümerce olması, şehri kuranların Sümerler olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

    Nabukodonosor devrinde (M.Ö.VI. yüzyılda) altın dönemini yaşan I. Babil Devleti, altıncı hükümdar Hammurabi zamanında çok kuvvetlenmiş ve en parlak dönemini yaşamıştır. Hammurabi, Kaide şehirlerini yönetimi altına aldı. Elam’ı aldı. Asur ülkesiyle anlaştı. Bütün Mezopotamya’yı istila ederek bir imparatorluk kurdu.

    Valiler ve bağımlı krallarla sürekli bir yazışma sistemi kurdu. Bütün gücüyle Sümer ülkesini Samileştirmeğe çalıştı. Sümer ve Akadların örf, adet, gelenek ve kanunlannı toplayarak zamanın şartlanna ve icaplanna göre yeniden düzenledi. Böylece tarihte kendi adı ile anılan kanunlan (Hammurabi Kanunları) meydana getirdi.

    I. Babil Krallığı, üç yüzyıllık bir ömür sürdü. iç isyanlar ve komşu kavimlerin saldınlanyla zayıfladı. M.Ö. 1550 dolaylannda I. Murşil döneminde Hititlerin saldın-sına uğrayarak yıkıldı.

    e) Kasitler
    Mezopotamya’nın doğu kesiminde, Zagros Dağlan’nın eteklerinde yaşayan Kasitler, Babil Devleti’nin yıkılmasından faydalanarak Babil şehrini zapt ettiler. Güney Mezopotamya’yı hakimiyetleri altına aldılar.

    Kasit hakimiyetinin dört yüzyılı yazılı belgeler bakımından zayıf olup tarihçilerin az tanıdığı bir dönemdir. Mitanniler, Hitit prensleri ve Asurlularla çarpışan Kasitler, 1150 yılına doğru Asurlulann saldırılarına maruz kaldı. Bu savaş Kasit egemenliğinin sonu oldu.
    Kasitlerin egemenliğine son verilişinden, II. Babil Devleti’nin kuruluşuna (M.ö. 612) kadar geçen zaman içinde, Aşağı Mezopotamya’da irili ufaklı birkaç prenslik kuruldu. Batıda yaşayan Aramiler, Asur ve Babil sülalerinin uzun mücadelerinden istifade ederek Mezopotamya’ya sızdılar. Babil’i ele geçirdiler. Asur dilinin yanında Aramca, yakındoğuda diplomatik dil haline geldi. Asur Kralları Aramilere karşı koydular ve en sonunda Asur Kralı Sanharip M.Ö. 700 yılında Babil şehrini aldı.

    II. Babil Krallığı
    Tarihte Asur ile Babil arasında devam eden kardeş kavgası, iki başkentin yıkılmasına rağmen, son bulmamıştır. Asur Kralı Sanharip’in M.Ö. 700 yılında Babil şehrini alıp Kalde’yi Asur ülkesine katması da Asur ve Babil mücadelesinin sonu olmayacaktı.Nitekim İran’da bir devlet kuran Medlerin Asurlular üzerine yaptıkları şiddetli hücumlar, BabiUilere ümit ışığı olmuştu. Medlerle birleşerek M.ö. 612 yılında Nino-va’yı almaları Asurlulann egemenliğine son vermiş ve yeniden II. Babil Devleti’ni kurmalarına yetmişti.

    Babil o tarihten sonra (II. Nabukadnezar) II. Nabukodonosor’un (M.ö. 605 562) yönetimi altında yeniden gelişti. Sınırlan Mısır’a kadar genişledi. M.ö. 597′de Nil’e inen II. Nabukodonosor, II. Babil Krallığı’nı Hammurabi devrindeki parlaklığa kavuşturmaya gayret etti. Bu dönemde Babil parlak bir devir yaşamış ve büyük bir ticaret merkezi olmuştur. Ünlü Asma Bahçeleri, II. Nabukodonosor’un eseridir.
    Nabukodonosor’dan sonra II. Babil Devleti yıkılmaya yüz tutmuş ve Pers hükümdan Keyhusrev (Kuruş) tarafından M.ö. 539′da ortadan kaldınlmıştır.

    f) Asurlular
    Kuzey (Yukan) Mezopotamya’da Dicle ve Büyük Zap sulan arasında kalan, kuzey doğu tarafı dağlık bir alanla çevrili mıntıkaya Asur ülkesi denilmiştir.Asurlular, Samiler ile Subarilerin karışmasından oluşmuş melez bir kavimdir. Asurlulann en önemli şehri Asur’du. Asur’da prenslik kuran Asurlular, kuruluş yıllannda ticaretle uğraşmış ve siyasi bir varlık gösterememişlerdir. Ancak M.ö. 2000 yılında Sargon adındaki kralın başa geçmesiyle güçlenerek bağımsız bir devlet kurmayı başarmışlardır.
    Kayseri Kültepe’de yapılan kazılardan, edinilen bilgilere göre Asurlular, Anadolu’da ticaret kolonileri kurmuş ve bu koloniler vasıtasıyla mektuplaşmalardır.

    Sargon’un ölümünden sonra Asurlular zayıflamış ve Doğu Anadolu’da hüküm süren Mitannilerin hakimiyeti altına girmişlerdi. Hiütlerin, Mitannilerin hakimiyetine son vermelerinden sonra (M.Ö. 1300), tekrar istiklallerine kavuşmuş ve güçlenerek Suriye ile Filistin’i ülkelerine katmışlardır (M.Ö. 1100).

    M.Ö IX. yüzyılda Kargamış Hititlerine yenilen Asurlular, bu yüzyılın sonlannda yeniden toparlandılar.
    II. Sargon döneminde Asur devleti en parlak devrini yaşadı. Ondan sonra başa geçen Asurbanipal Elam devletini ortadan kaldırdı (M.Ö.640).Tarihi Babil ve Asur mücadelesi bitmemiş yeniden küllenmişti. M.Ö.612′de birleşen Medler ve Babilliler, Asurlulann üzerine yürüyerek başkent Ninova’yı aldılar ve Asur mevcudiyetine son verdiler.

    Mezopotamya’da Kurulan Devletlerde Kültür ve Medeniyet

    a) Memleket idaresi
    Mezopotamya’da devlet idaresinin esasını Sümerler kurdu. Daha sonraki dönemlerde Mezopotamya’yı ele geçiren Samiler de Sümerlerin medeniyetini ve devlet idaresini tasvip ettiler.

    Sümerler, Mezopotamya’da ilk dönemlerde “site devletleri” kurdular. Bu şehir devletlerini Tanrı adına Ensi veya Patesi denilen rahip krallar yönettiler. Bir şehrin Patesi’si komşu şehirlerden birkaçını ele geçirirse büyük adam anlamına gelen Lugal olurdu. Güney Mezopotamya’nın bütününü ele geçiren kimseye Lugal Kalamma sanı verilir ve Sümer ülkesinde baştanımın vekili olurdu.

    Devlet idaresinde, hür vatandaşlardan meydana gelen Aksakallılar (İhtiyarlar) Meclisi’nin önemli bir yeri vardı. İlk dönemlerde kralı seçen bu meclisin adli ve idari yetkisi yoktur. Sümer kralına Büyük Halkın Çobanı denirdi.
    a)I. Babil Kralı Hammurabi, gücünü ordudan alan yeni bir krallık düzeni kurdu.

    b) Sosyal Hayat
    Sümerler zamanında, halk birbirine eşit sayılırdı. Mezopotamya’ ya sonradan gelen Samiler, Gutiler, Kasitler zamanla birbirine karıştılar. Mülkiyet hakkının erken başlaması, halkı rahipler, çiftlik sahipleri, askerler ve sanatkarlar gibi sınıflara ayırdı.

    c) Ordu ve Askerler
    Mezopotamya’da kurulan devletlerin zengin ve müreffeh olması, çevredeki diğer kavimlerin dikkatlerini sürekli üzerlerine çekmiştir. Burada kurulan devletlerin dış tehlikelere maruz kalmaları, onların kuvvetli ordu kurmalarına sebep olmuştur.

    Sümerlerde eli silah tutan bütün erkekler savaşa katılırdı. Çünkü tapınağa ve krala hizmet edenlerle toprağa bağlı olanlar dışında herkes askerdi. Ordu, piyade ve arabalı olmak üzere ikiye ayrılmıştı.
    Şülgi, hafif piyade teşkilatını kurmuş, Samiler devrinde daha büyük ve daimi ordular kurulmuştur. H. Sargon döneminde askeri teşkilat daha mükemmel hale getirilmişti. Mezopotamya’da askerler mızrak, kalkan, balta, topuz, ok ve yay kullanırlardı.

    d) Hukuk
    Hukukun beşiği, Mezopotamya’da idi. Burada mülkiyet hakkının çok erken başlaması sebebiyle, kral ile tebaa arasındaki ilişkileri düzenleyen anlaşmalar, kanunlar yapılmıştır. Mezopotamya’ da kanun geleneğinin ve ilk hukuk fikrinin uygulayıcısı Sümerler olmuşlardır.
    Bunun en tipik örneklerini şöyle sıralayabiliriz.

    Urgakina Kanunu: ilk Sümer kanunlarının M.ö. 2375 yıllarına doğru Urga-kina tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Bir reform talimatnamesi niteliğindeki bu kitabede, örf, adet ve gelenekler tespit edilmiş; Tann Ningursu’nun sözü hakim kılınmış; yolsuzluk, haksızlık ve hırsızlıkla mücadele edildiği ve kuvvetlinin zayıfı ezmesinin önüne geçildiği ifade edilmiştir.

    Ur-Nammu Kanunu: Urgakina’dan sonra Şulgi’nin babası, in. Ur hükümdarı olan Ur-Nammu’nun çıkardığı kanun, teoloji tarihi ve ahlaki yönleriyle tam bir kanun niteliğindedir. Bu kanunda haksızlık, büyücülük, asker kaçaklığı ile ilgili hükümler vardı. Şulgi babasının bu kanununu daha fazla genişleterek Kanun Mecmuası haline getirdi. Sümerlerin kanun geleneği Samiler zamanında da devam etti. Bazıları da zamanımızda meydana çıkarıldı. Bunlardan bazıları şunlardır.

    Lipit-Iştar Kanunu: tsin şehrinin krallarından olan Lipit-tştar memlekette adaleti tesis etmek ve şikayetleri dindirmek, Sümer ve Akadlara iyilik getirmek amacıyla kanunlar çıkarmıştır.
    Hammurabi Kanunları: Hammurabi, Sümer kanunlarından faydalanmış ve Sami geleneklerine göre değiştirip daha geniş ve düzenli hale getirmiştir. Büyük bir taş üzerine yazdırılmış ve 282 maddeden ibaret olan Hammurabi Kanunu Ceza, Ticaret ve Mülkiyet Hukukuna aittir. Babil yazısı ile ve açık bir dille yazılmış olan Hammurabi Kanunları; giriş, maddeler ve sonuç olmak üzere üç bölümden ibarettir.

    Asur Kanunu: Zamanımızda yapılan kazılar sonunda, Hammurabi kanunundan faydalanarak Asurlulann da kanun yaptığı anlaşılmıştır.Bütün bu kanunlardan en ayrıntılı, ihtiyaca göre cevap veren ve hatta zamanımızda dahi geçerliliğini muhafaza eden kanun Hammurabi Kanunlarıdır.

    e) Yazı – Dil ve Edebiyat
    Mezopotamya’da ilk yazıyı Sümerler buldu (M.Ö. 3500). Bu yazı Piktografik şeklinde idi. Sümer yazısı kil tabletler üzerine maden çubukla yazıldığından, zamanla eğri çizgiler kayboldu, daha basit bir şekil aldı. Yani çivi yazısı meydana geldi.

    Sümerler çivi yazısı ile yazılmış birçok eser bırakmışlardır. Sümer dili Türkçeyle benzerlik göstermektedir. Türkçe ve Sümer dilinin benzerliğiyle ilgilenen bilim adamlan benzerlik gösteren 70 kadar kelimenin varlığım ispatlamış ve listesini çıkarmışlardır.

    Sümerlerin bıraktıkları yazılar arasında edebi değeri yüksek olan ilahiler, efsaneler, destanlar, şiirler ve veciz sözler mevcuttur. Samiler, Sümerlerin diğer uygarlık eserlerini olduğu gibi edebi eserlerini de benimsemişler, bazılarında geliştirip değiştirme ve düzeltmeler yapmışlardır.
    Asurbanipal, Sümer ve Babil edebiyat metinlerini kopya ve tercüme ettirerek Ninova sarayındaki kütüphanesinde muhafaza etmiştir.

    f) Eğitim ve Öğretim
    Sümerlerde ilk defa okuma yazmayı rahipler öğrendi. Sonraları rahiplerin nezaretinde, tapınakların bir bölümünde çocuklara da okuma yazma öğretildi

    g) Bilim ve Sanat
    Aritmetik ve geometri bilgilerinin Sümerler tarafından ortaya atıldığı bilinmektedir. Onlar, yıldızların insanlar üzerindeki etkisine inandıklarından gökyüzünü ve tabiatı tetkik etmişlerdir. Tapınaklar aynı zamanda bir rasathane idi.

    Sümerler ağırlık ve uzunluk birimlerini; geometride, dairenin çevresini ve Pi sayısını buldular. Çarpma ve bölme işlemlerini kolaylaştırmak için düzenli cetveller yaptılar.
    Sümer sanatı gerçekçi ve canlı idi. Sütun, kubbe ve kemer usulünü Sümerler buldu. Binaların damlan düz ve duvarları kalın olurdu. Binalarda iç avlu bulunurdu. Buraları ve hatta bütün şehrin etrafındaki surlan tuğla ve kerpiçle yaparlardı. Sümerlerin üst üste oturtulmuş teraslar şeklindeki tapınakları (ziggurat) ünlü idi. Kabartmacılık, oymacılık, kuyumculuk ve heykeltraşük da ileri gitmişti.
    Yazılı tabletler Sümerlerin tıpta da ileri gittiğini göstermektedir. Buna göre bazı bitkiler ve tüylerle hastalan tedavi ettiklerini öğreniyoruz.

    h) Din ve İnanış
    Sümerlerin dini inanışlan naturizme dayalı olup tamamen dünyevidir. Yani cennet ve cehennem veya ölümden sonraki hayat düşüncesi yoktur.
    İlk sıralarda her şehrin bir tannsı vardı. Bir şehir, diğer şehirleri yönetimi altına alınca, galip şehrin tannsı orada da itibar görürdü. Mağlûp şehrin tannsının hükmü kalmazdı. En büyük tannlan Göktannsı Anu, hava ve yeryüzü tannsı Enlil, yer altı sulan ve okyanuslar tannsı Enki idi.

    Mezopotamya’da yarı tann da vardı. Hükümdarlann tannlaştmlması geleneği, Şulgi zamanında Samilerden Sümerlere geçti. Aynca kahinlik ve gelecekten haber verme de önemli sayılırdı.
    Mezopotamya’da Tanrılara sunulan kurban, canlı veya cansız olurdu. Babillilerin milli tannsı Marduk, Asur’un milli tannsı ise Asur’du. Bu tannlar için inşa edilen çok katlı tapınaklara ziggurat denirdi. Babiller, ölülerini bal içine gömerlerdi.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri