Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

başarı öykü örnekleri yazarmısınız Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Başarı Nedir Kompozisyon,Başarı Nedir Detaylı Bilgi Başarı ile ilgili atasözleri, Başarı İle İlgili Güzel Sözler, Başarı
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Kayitsiz Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Başarı öykü örnekleri

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ

    Dr. Erdal ATABEK

    ‘Başarı Öyküsü’ dendiği zaman genel olarak sıfırdan başlayıp zengin olan insanların öyküleri akla gelir. Yazılı ve görsel iletişim araçlarında da ‘başarı öyküleri’ kazanılan servetlerin öyküleridir. İçinde bulunduğu güç koşulları yenip de kendine yaşamda yol açan insanların öyküleri ‘örnek yaşam öyküsü’ sayılmaz ya da topluma aktarılacak önemde bulunmaz. Oysa, en önemli başarı öyküleri onlardır.

    ‘En büyük başarılar’ güç koşulların içinden çıkıp kendi geleceğini biçimlendiren, kendi yaşam yolunu açan insanların başarılarıdır. Şimdi böyle bir başarıdan söz etmek istiyorum.

    Ferit UÇAR, köyde büyüyen bir çocuk. Bursa’nın Orhangazi ilçesine bağlı Yenigürle köyünde çiftçilik yapan Hüseyin Uçar’ın dört çocuğunun en küçüğü. İlk ve ortaöğrenimini köyünde tamamlıyor. İlçe lisesine geldiği zaman okul müdürü Ferit’i liseye almak istemiyor. “Köy okullarında notları şişiriyorlar, iyisi mi siz bu çocuğu Endüstri Meslek Lisesi’ne kaydettirin” diyor.

    Fakat Ferit’in dayısı araya giriyor ve Ferit liseye kaydediliyor. Lise üçüncü sınıfa geldiği zaman ilçede yeni açılan bir dershanenin seviye tespit sınavında indirimli eğitim görme hakkı kazanıyor. Yıl sonunda liseyi birincilikle bitiriyor, Koç Üniversitesi Matematik Bölümü’nü burslu olarak kazanıyor. Üniversitedeki çift anadal eğitimi sisteminde matematik eğitimi yanında ekonomi eğitimi de görüyor. Bu yılları Ferit UÇAR şöyle anlatıyor:

    “Koç Üniversitesi’nin çeşitli bölümlerinde part-time işlerde çalıştım. Son iki yılımda araştırma ve ders asistanlıkları yaptım. 1,5 yıl merkezi Londra’da bulunan Sage Publications’un çıkardığı ‘International Journal of Cross Cultural Management’ Dergisi’nin editör asistanlığını yaptım.”

    Bu yaşam öyküsü bana Isaak NEWTON’u anımsatıyor. Onun yetiştiği köy ortamı ve Cambridge Üniversitesi’ne girişi, orada hem çalışıp hem okuyuşunun öyküsünü yazmış, ‘Erken Büyüyen Çocuklar’ adındaki son kitabıma da almıştım. Aslında bu başarı öyküleri arasındaki benzerlik çok dikkatimi çekiyor. Bütün başarılı insanların yaşamları arasındaki ortak noktalar üzerinde çok durulmalıdır.

    Ferit UÇAR anlattıklarını şöyle sürdürüyor: “ABD’ye doktora için başvurma fikrimi üniversitedeki profesörlerime açtım. Onların referanslarıyla ABD’nin ekonomi alanındaki en iyi 15 üniversitesine başvurdum. Bunların yedisinden tam burslu kabul aldım.” Chicago, Princeton, Wiskonsin-Madison, Minnesota, Los Angeles (UCLA), Columbia ve Rochester üniversiteleri arasında tercih yapmakta zorlanan başarılı genç, sonunda dünyanın yüz ayrı ülkesinden 14 binden çok adayın başvurduğu, New Jersey eyaletindeki Princeton Üniversitesi’nde karar kılıyor. Şimdi bu üniversitede ekonomi dalında doktora yapıyor.

    Bu haber 30 Ekim 2002 tarihli Sabah Gazetesi’nde yayımlandı. İşte, hepimizi etkilemesi gereken, hepimizin başucumuza asıp her gün okumamız gereken büyük bir “Başarı Öyküsü”.

    Köyde yetişen bu gencin, Ferit Uçar’ın doktorasını yaptığı Princeton Üniversitesi, ünlü matematik dehası John NASH’in yetiştiği üniversitedir. Orada okumak, orada çalışmak dünyanın en önemli başarılarından birisidir ve aramızdan çıkan bir köy çocuğu, önündeki bütün engelleri sarsılmaz iradesiyle aşarak bu başarıya erişmiştir.

    Şimdi bu olaydan alınacak derslere bir göz atalım: Başarı için koşulların çok iyi olmasını isteyen, başarısızlığına –hep kendi dışında- sürekli mazeret bulan gençlerimize bu öyküyü dikkatle okumalarını önerelim. İnsanlar kendilerine başkalarının örnek gösterilmesinden hoşlanmazlar, ama bu örneğe dikkatle bakmaları gerekiyor.

    Hedefini seçmek, hedefine odaklanmak, hedefine giden yolun haritasını çizmek, bu yolda azimle, kararlılıkla, sebatla yürümek ve kendine hiçbir mazeret tanımamak.

    Bunu yapabilenler kazanır, işte kazanıyor ve bütün mazeretleri geçersiz kılıyor.

    “Ama bilgisayarın başından ayrılamıyorum.”

    “Ama cep telefonuyla konuşmadan duramıyorum.”

    “Ama hep ders mi çalışacağım.”

    Gençliğimi hiç yaşamayacak mıyım?”

    “Babam beni dışarıda okutacak.”

    “Ailemin işinde çalışırım.”

    “Benim hiçbir ihtiyacım yok ki.”

    Bu ve benzeri mazeretleri olanlar da var ve onlar kendi kendilerinin engeli oluyorlar.

    Her zaman kendi seçimimizi yaparız. Geleceğimiz de bu seçimin ucundadır.

    UÇAR’lara başarılar diliyorum. Onlar başarıyı hak ediyor.




  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  4. Bir Başarı Öyküsü: GOOGLE1938 Yılıydı AMERİKALI Matematikçi Edward Kasner
    Mesai Bitiminde Evine Geldi.Kapıda Uzun Zamandır Göremediği 9 Yaşındaki Yeğenini Görünce Kasnerın Yorgunluğu Bir Anda Dağıldı.Bütün Sevgi Ve Şefkatiyle Yeğenine Sarıldı.Yeğeniyle Şakalaşan Edward Sordu: Söyle Bakalım Sana Çok Büyük Bir Rakam Versem, Onu Tanımlayan Bir Kelime Uydur Desem Bana Ne Dersin?

    Çocuk Biraz Düşündü Sol Gözünü Biraz Kırparak: ‘Googol Dedi. Kanser Bir Anda Bu Kelimeye Isındı Ve Sempatik Buldu. Böylece 10 Üssü 100 E Googol Adını Verdi. UZUN BİR ZAMAN SONRA BAŞKA BİR MATEMATİKÇİ BENCE 10 ÜSSÜ 100 E GOOLPLEX Demek Daha Mantıklı Ve Hoş Geliyor. Dedi. Yeni İsim Çoğu Kişi Tarafından Benimsenince Artık Böyle Söylenmeye Başlamıştı.

    Aradan Yıllar Geçti.Stanford Üniversitesi Matematik Bölümünde Okuyan Sergey Brin Ve Larry Page Öğrencilik Yıllarında Bu Okulda Tanışıp Birbiriyle Arkadaş Oldular. İki Arkadaş Oldukça İyi Anlaşıyorlardı. Onların Ortak Bir Noktaları Da Derslerden Aldıkları Notların Yüksekliğiydi.Okul Arkadaşları Ayrılmaz İkiliye İki Kafadar Dahi Diyorlardı.

    Bir Gün Bu İki Samimi Arkadaş Konuşuyorlardı.
    “Biliyormusun Sergey Ne Düşünüyorum? Okulu Bitirince Birlikte İş Kuralım.Beraberce Birçok Şeyi Başarırız Ne Dersin?”
    “Haklısın Larry Seninle Aynı Fikirdeyim…”
    Nihayet Okul Bitti. Yeni Mezun İki Mühendis Sektörde Boşluk Olan Bir İşi Yapmak İstediler.İnternette O Sıralar Arama Motorları Yetersizdi.Bu Alan Oldukça Cazipti.Ama 2 Gencin Finansı Sağlayacak Yeterli Birikimleri Yoktu.

    İki Zeki Adam Bize Kim Yardımcı Olur Diye Konuşurlarken? Akıllarına Çok Parlak Bir Fikir Geldi.Kendileri Gibi Stanfod Mezunu Olan Amerikalı Bir İşadamına Gitmek… Bu Adam Varlıklı Ve Bilişim Sektörünün Öncülerinden ANDY BECHOLSHEİM’di.

    Ona Projemizi Anlatalım,Şansımızı Deneyelim Anlatmakla Ne Kaybederiz? Diye Kendi Aralarında Fikir Yürüten İki Arkadaş Soluğu Ünlü İş Adamının Evinde Aldılar.Fakat Defalarca Ona Ulaşamadılar
    Bir Gün İki Genç Umutsuzca Yine Mr. BECHOLSHEİM’ı Sorarlarken Arkalarından Gelen Bir Ses Buyurun Benim Dedi
    Şaşırdılar Günlerdir Konuşmak İçin Çabaladıkları Adamın Karşılarındaydılar. Fırsatı Değerlendirip 15 Dakika Boyunca Nefes Almadan Anlattılar
    “Bitti Mi?”
    Gençler Elleri Boş Döneceklerini Anlayıp, Üzgün Bir Yüz İfadesiyle
    “Evet Efendim Bitti!” Dediler.
    Mr.BECHEOLSHEİM Sözü Aldı: “Konuşmlarınız Bana Çok İnandırıcı Geldi. Şimdi Size 100.000 Dolarlık Bir Çek İmzalıyorum Haydi Gerçekleştirin Söylediklerinizi!”
    Çok Sevinerek İşe Koyulan İşe Koyulan İki Genç İlk Olarak Kendileri De Matematikçi Oldukları İçin,Dahi Bir Matematikçinin Anısına ; Onun Bulduğu Googol Adında Karar Kıldılar. Daha Sonra Siteyi Goolplex Diye Adlandırmak Onlara Daha Hoş Geldi.Daha Sonra İse Telefuzdaki Zorluk Nedeniyle Google Olarak Değiştirilen Site Günümüzde Bir Numaralı İnternet Arama Motorudur.


  5. Doktorun Torna aaagahında Başlayan Başarı ÖyküsüTıbbi malzeme üretimine bir doktorun torna aaagahındaki girişimiyle başlayan Hipokrat Tıbbi Malzemeler A.Ş'nin, kendi geliştirdiği ileri teknoloji ürünlerle dünya çapında bilinen markalar arasına girdi.

    Türkiye'de ortopedi kürsüsünün ilk dönem mezunlarından Cevdet Alptekin, 1972 yılında doktorluk yaptığı sırada ithalatın yetersiz olması nedeniyle çaresiz kalması sonucu bir hastası için tornacıya malzeme ısmarlamasıyla, sektöründe dünya çapında iddialı hale gelen bir firmanın da temellerini attı.

    Alptekin ve ortaklarının kurduğu Hipokrat, kısa sürede büyüyerek Türkiye'de ortopedik tıbbi malzemeler sektörünü de doğuran şirket haline geldi. 1998 yılında büyükler dalında TÜBİTAK Teknoloji Geliştirme Vakfının KOBİ dalındaki teknoloji ödülünü alan firma, son olarak Türk Patent Enstitüsünden 2005 Patent Ligi ödülüne de sahip oldu. Kendi geliştirdiği teknolojilerle 24 patent alarak ''En fazla patente sahip KOBİ olma'' unvanını kazanan firma, kendi markasıyla ürettiği 8 bin çeşit ortopedi malzemesini Guatemala'dan Japonya'ya kadar 40 ülaaae ihraç ediyor.

    Hipokrat Genel Müdürü Mehmet Çaylı, ortopedi hekimlerine yönelik atroplastik proaaa, spinal ve travma ürünleri üretimiyle geçen yıl 14 milyon dolar ciro gerçekleştirdiklerini ve 3 milyon dolarlık ihracat yaptıklarını belirtti.

    HIZLI TESLİMAT
    Tasarımları ve üretim kalitesiyle tüm dünyada bilinir bir marka haline geldiklerini ifade eden Çaylı, 5 yıl içinde ciroyu 50 milyon dolara çıkararak dünya markası olma hedefini koyduklarını dile getirdi.
    Çoğu dev cirolarla faaliyet gösteren rakiplerine karşı önemli başarılar elde ettiklerine işaret eden Çaylı, bu firmalar arasında tasarım yeteneği, esneklik ve talebe en hızlı cevap verme bakımından çok iddialı konumda olduklarını bildirdi.
    Kendilerine gelen özel ürün siparişini 3 günde teslim etme iddialarının bulunduğunu ve bu özelliğe büyük şirketlerin sahip olmadığını belirten Çaylı, bu avantajı kullanarak büyüyeceklerini dile getirdi.
    Güney Kore'den Latin Amerika ülkelerine kadar geniş bir alanda satış ağı oluşturduklarını, teknolojide dışa bağımlı olmadıklarını vurgulayan Çaylı, ABD ve Japonya'daki Ar-Ge merkezleriyle sürekli iletişim halinde olduklarına dikkat çekti.
    8 yıldır faaliyet gösterdikleri Çin'de, rakiplerine ve Çinli üreticilere karşı başarılar elde ettiklerini ifade eden Çaylı, şunları söyledi:
    ''Sektörde dünyanın en sert rekabeti, en kalabalık nüfusa sahip Çin'de geçiyor. 8 yıldır faaliyet gösterdiğimiz bu pazarda kendimizi, hepsi dünya devi olan rakiplerimize karşı kanıtladık. Önümüzdeki dönemde bu ülkede bir ortaklık oluşturabiliriz. Ancak teknolojimizi koruma konusunda da dikkatli olmalıyız. Hindistan ve Güney Amerika ülkelerinde de faaliyetlerimizi yoğunlaştıracağız.'' Bütçenin yüzde 5'ini Ar-Ge faaliyetlerine ayırdıklarını dile getiren Çaylı, ''Son olarak 8 yeni patent için de başvurumuzu yaptık. 2 milyon dolarlık yatırımla kapasitemizi artırıyoruz. Yeni Ar-Ge mühendisleri alımına başladık. Avrupa'daki rakiplerimizin büyüklük olarak 10 yıl önceki durumuyla aynıyız. Yeni patentlerle dünya devi olma yolunda ilerliyoruz'' diye konuştu.

    İTHALAT ELEŞTİRİSİ
    Yaptıkları üretimle yüzde 85 gibi çok yüksek oranlarda katma değer yaratabildiklerini aktaran Çaylı, yerli üretimin olması sayesinde ithalatçıların fiyatları indirmek zorunda kaldığını ileri sürdü.
    Buna rağmen devletin bazı kurumlarının ithal ürünleri tercih etmeye devam ettiğini ve bu nedenle sağlık bütçesinde önemli gedikler açıldığını belirten Çaylı, şöyle dedi:
    ''Yeşil kart nedeniyle sağlık bütçesinin yetersiz kaldığı belirtiliyor. Bu alanda harcanan paranın yüzde 80'i yurt dışına gider. Yerli üretimin önü açılırsa, hem sağlığa ayırdığınız bütçede sorun yaşamazsınız hem de bu ürünlere verdiğiniz paranın yurt dışına aktarılmasına engel olursunuz. Artık devletin yerli üretimi teşvik etmekten başka çaresi yok.'' Türkiye'deki gelişmeleri izlediklerini, büyük kaza ve afetlerde talep gelmeden alet ve ekipmanlarını hastanelere ulaştırdıklarını anlatan Çaylı, sözlerini şöyle sürdürdü:
    ''1999 depreminde bu şirket 300 bin mark seviyesinde hibe yaptı. Gece gündüz oraya servis verdik. İthalatçı firmaların çoğu o gün neredeydi? Geçen yıl iki tren kazası yaşadık. Kazalardan bir saat sonra tüm ekipmanımız bölge hastanelerine dağılmış durumdaydı. Lübnan'da savaş çıktı, oradaki bayimiz teyakkuza geçti. Dünya ve Türkiye gündemini oluşturduğumuz bir birim yakından takip ediyor. 24 saat nöbetçi araç bulunduruyoruz.
    Ülke güvenliği ve afet konularında son derece stratejik bir öneme sahibiz. Savaş çıksa askerinize bir diz proaaaini 5 bin dolara almak zorunda kalırsınız. Ambargo yerseniz ne yapacaksınız?''

    ORTAKLIK TEKLİFLERİ
    Geçmişte bazı gruplardan şirketin satılmasıyla ilgili teklifler geldiğini, ancak prensip olarak çoğunluk hisselerinin satışına karşı olduklarını dile getiren Çaylı, ''Türkiye'de böyle bir şirketi tekrar oluşturmak çok zor. Bu bilgi birikimi parayla karşılanamaz. Bu ülke için stratejik öneme sahibiz, bu nedenle Hipokrat'ın yabancıların eline geçtiğini görmek istemeyiz. Sadece şirket ve ülke menfaatine olan teklifleri değerlendirebiliriz'' görüşünü dile getirdi.


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri