Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

müştak babanın kehanetlerinin tamamını bilen varmı ? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın 2018 Kehanetleri Kahinler ve Uygarlıkların 2018 Kehanetleri Isparta Veli Baba Sultan Türbesi ,Veli
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Kayitsiz Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Müştak baba kehanetleri

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    İnceleyin


    “… Nostradamus… Dünyanın en büyük káhini olduğuna inanılan sözkonusu zát, söylenenlerin aksine, gelecekle ilgili olarak açık-seçik hiçbir şey yazmamıştır. Dörtlüklerden meydana gelen ‘Yüzyıllar’ isimli eserindeki şiirleri aslında karmakarışık ifadelerle doludur, bu ifadeler hiç durmadan yorumlanmış ve söylediklerinden bu yorumlarla bir máná çıkartılmasına çalışılmıştır…
    Bize áit hemen herşeyi tamamen unutup kültürü bile Batı’dan ithal etme merakımıza şimdi káhinler ve kehanet bahisleri de iláve edildiğinden olacak, tarihin en güçlü káhinlerinden birinin vaktiyle Türkiye’de yaşadığını unutmuş vaziyetteyiz… Müştak Baba…
    ‘Müştak Baba Divanı’nın elyazması kütüphanelerinde çok sayıda nüshası bulunuyor ve onlarca şiir, ebced sisteminin gelecek tahminine uyarlanmasını bilen kişiler tarafından şifrelerinin çözüleceği zamanı bekliyorlar…*
    Temeli, alfabedeki her harfin belli bir rakam değeri taşımasına dayanır. Meselá eski alfabemizin ‘elif’i 1, ‘ye’si 10, ‘rı’sı 200, ‘kef’i 20, ‘lám’ı 30, ‘mim’i 40 kabul edilir, her harfin ayrı bir sayı değeri vardır ve dolayısıyla harflerden meydana gelen kelimeler de kendilerini meydana getiren harflerin değerlerinin toplamı olan sayılara karşılıktırlar. Meselá ‘Hülya Avşar’ isminin ebced karşılığı 1145, ‘Tayyip Erdoğan’ın 1289, ‘Ertuğrul Özkök’ün de 1512′dir. Ebcedi bilenlerin bu sayılar vasıtasıyla kişilerin geleceğinden haber verdiklerine de inanılır ama, o bahislere hiç girmeyelim!..
    MÜŞTAK Baba’nın, Ankara’nın 1923 yılında başkent olacağını söylediği şiiri, orijinal diliyle şöyle:
    ‘Me’vá-yı názenine kim elf olursa efser / Lá-büdd olur o me’va İslámbol ile hemser // Nun ve’l-kalem başından alınsa nun-ı Yunus / Aldıkda harf-i diger olur bu remz ızhár // Miftáh-ı sure-i Kaf ser-had-i kaf tá kaf / Munzamm olunmak ister Rá-yı Resul-i Peyamber // Háy-ı huy ile áhir maksud oldu záhir / Beyt-i veliyyü’l-ekrem Elhác Abd-i ekber // Ey pádişáh-ı fehhám Sultan Hacı Bayram / Revhán ister ikram-ı Müşták-ı abd-i çáker’
    Şimdi, şiirin günümüz Türkçesiyle basit ama serbest tercümesini yapalım:
    ‘1000 mánásına gelen ELF sözü, güzeller beldesinin başına EFSER, [/] yani tác olarak konursa, o belde İstanbul’dan farksız bir hále gelir.[//] Sonra, Yunus Suresi’ndeki NUN [/] […] ve Kaf Suresi’ndeki KAF harfleri alınır. [/] Resul’ün, yani Hazreti Peygamber’in RI harfi de bunlara iláve olunmak ister [//] ve maksad ‘háy-ı huy’ sözündeki ‘HE’ harfi ile tamamlanır. [/] […] Ey anlayışlıların padişáhı olan Sultan Hacı Bayram! Senin bulunduğun o güzel belde [?], bu değersiz kul Müştak’tan hürmet istiyor!’
    Müştak Baba, şiirin ilk mısraında ‘1000′ mánásına gelen harflerini veriyor. Bu harfler, bu sırayla yazıldıklarında ortaya ‘Ankara’ kelimesi çıkıyor. Yani, Müştak Baba, ‘Ankara’nın eski harflerle yazılışı olan ‘A-N-K-R-H’ harflerini sıralıyor, ‘Güzeller beldesi ve Hacı Bayram’ın memleketi olan Ankara, 1341 yılında başlara tác olacak ve İstanbul’dan -yani, şiirin yazıldığı zamanın başkentinden- farksız hále gelecek’ diyor.
    Müştak Baba, şiirin ilk mısraında ‘1000′ mánásına gelen ‘elf’ ve ‘tác’ demek olan ‘efser’ sözlerini veriyor ve ‘efser’in başına ‘elf’in iláve edilmesi gerektiğini söylüyor. Ebced hesabıyla 341 tutan ‘efser’e ‘elf’in, yani ‘1000′ sayısının ilávesiyle, Ankara’nın başkent yapıldığı 1923′ün Hicri takvimle karşılığı olan 1341 tarihini elde ediyoruz.
    Şair, daha sonra beş mısrada sırasıyla ‘elif’, ‘nun’, ‘kaf’, ‘rı’ ve ‘he’ harflerini veriyor. Bu harfler, bu sırayla yazıldıklarında ortaya ‘Ankara’ kelimesi çıkıyor. Yani, Müştak Baba, ‘Ankara’nın eski harflerle yazılışı olan ‘A-N-K-R-H’ harflerini sıralıyor, ‘Güzeller beldesi ve Hacı Bayram’ın memleketi olan Ankara, 1341 yılında başlara tác olacak ve İstanbul’dan -yani, şiirin yazıldığı zamanın başkentinden- farksız hále gelecek’ diyor.
    Kehanet, Müştak Baba’nın yaptığı gibi, olayın yaşanacağı yerin adıyla ve tarihiyle işte böyle yazılır ama Nostradamus’ta bu şekilde tek bir ifade bile yoktur. Dolayısıyla, ithal malı káhinleri bir yana bırakalım ve bu işlere merakımız varsa, açık-seçik konuşan kendi káhinlerimizin söylediklerinin üzerine eğilelim beyler!”
    * Bu araştırmayı neden kendisi yapmıyor, sormak gerek!
    Çevirinin ve yorumun eleştirisi:
    1. İlk iki mısraın çevirisi doğru mu, yoksa yorum mu?! Elif’in 1000 manasına geldiğini söylüyor; ama yukarıdaki bölümde (İşte, ebced hesabı) elif’in değerini 1 olarak veriyor!
    2. “tác” sözcüğü çeviriye nasıl girmiş?! İki paragraf aşağıda “‘tác’ demek olan ‘efser’” izahını yapıyor; ama “efser” sanki özellikle “tac”landırılmış!
    3. (Karşılaştırmada kolaylık olsun diye çevirideki [/] ve [//] simgelerini ben koydum.) […] ile gösterdiğim iki mısraın çevirisi yok!
    4. [?] ile işaretlediğim ifade şiirde var mı ki?
    5. Şiirden, nun’a kadar rakam, nun’dan itibaren harf yorumu yapılıyor; buna karşı, şairin vurguladığı bütün harflerin ebced hesabı için değerlendirilmesi de mümkündür!
    6. Şiirden N-K-R-H çıksa bile (A’yı kendi ilave etmiş. “Sırasıyla ‘elif…” harflerini diyor ama (ikinci bir) elif yok! Baştaki elif’i kastediyorsa, onu kaç kere kullanıyor!), onun Ankara olduğu anlamına gelmez. “Teorik olarak” bu sessiz harflerle başka kelimeler de türetilebilir!).*
    7. Son (koyu harflerle yazılı) cümlesi tamamen (saptırılmış) bir yorumdur.
    Sonuç: M. Bardakçı’nın iddiası çürüktür; şiirle, kelimelerle, harflerle oynamakta, zorla 1341 rakamını çıkarmaktadır. Ahlaklı bir yol izlememektedir. Gazetede ve televizyonda “tezini”, (bilmeyenler için) gayet “güzel”, herhalde hiç veya ciddi bir eleştiri almadığından pervasızca pazarlamaktadır; “bilenler” ise onun “Müştak Baba ipliğini pazara çıkarmaktadır”! (Bu kadar açık bir yalan, kandırmaca karşısında “şunu şunu biliyorum” ve “ahlak” iddiasındaki insanların sesinin çıkmaması, saygın bir otoritenin bulunmaması, pek çok alanda olduğu gibi, üzücüdür.)
    M .Bardakçı, Nostradamus’u Türkiye’de ilk ben, 80’lerde tanıttım, Türkiye’ye ben bela ettim, diyor. Büyük ihtimalle o tarihte onun “kehanetlerinden” etkilenmişti, ilaveten gazetecilik (sansasyonel, sükseli haber yapmak, anılmak-atıf yapılmak-konuşulmak) adına onu ortaya atmıştı… “Müştak Baba”yı da aynı saiklerle gündeme getirmeye çalıştığı görülmektedir. Nostradamus’a benzer bir süreç yaşanması halinde, 20 yıl sonra, “Müştak Baba”yı Türkiye’ye kendisinin bela ettiğini söylerse şaşırmam!
    Yukarıdaki analizi ve değerlendirmeyi, hiç Osmanlıca bilmeksizin, sadece karşılaştırma ve aklı yürütme ile yaptım. Hatam olabilir. Fakat esasta yanılmadığım, herhalde kesindir!
    * Şair’in İstanbul’dan memleketine dönerken yolu Ankara’dan geçiyorsa, Ankara’ya uğradıysa, ki Hacı Bayram’ın adını anması bunu teyit ediyor gibi, “bir biçimde” Ankara ismini anması tabiidir, hatta gereklidir. Tahminim, eğer gerçekten bir tarih düşürme ve edebi biçimde yer ismi belirtme söz konusuysa, şiirin çevrilmeyen mısraları hesaba katıldığında şairin Ankara’dan geçtiği tarih çıkacaktır.
    Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 3244, bugün ise 12 kez görüntülenmiştir.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri