Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

etnografya müzesinin tarihçesi nedir Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın etnografya müzesinin logosu etnografya müzesinin krokisi etnografya müzesinin adresi etnografya müzesinin tarihi etnografya müzesinin özellikleri Paylaş

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Wink Etnografya müzesinin tarihçesi

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    ETNOGRAFYA MÜZESİNİN TARİHÇESİ

    Etnografya Müzesi Ankaranın Namazgah adı ile anılan semtinde, Müslüman mezarlığı olan tepede kurulmuştur. Anılan tepe, Vakıflar Genel Müdürlüğünce 15 Kasım 1925 tarihli Bakanlar Kurulu kararı gereğince, Milli Eğitim Bakanlığına müze yapılmak üzere bağışlanmıştır.

    1924te İstanbulda Prof. Celal Esad (Arseven) başkanlığında, daha sonra 1925 yılında İstanbul Müzeleri Müdürü Halil Ethem başkanlığında, eser toplamak ve satın almak üzere özel bir komisyon kurulmuştur. Satın alınan 1250 adet eser, 1927 yılında inşası tamamlanan müzede teşhir edilmiştir. Müze Müdürlüğüne de Hamit Zübeyr Koşayatanmıştır.
    15 Nisan 1928 yılında müzeyi ziyaret eden Gazi Mustafa Kemal Paşa (Atatürk) müze hakkında bilgi aldıktan sonra, Afgan Kralı Amanullah Hanın Türkiyeyi ziyaretleri nedeniyle, müzenin hizmete açılmasını istemiştir. Müze 18.7.1930 da halka açılmış ve 1938 Kasımayında müzenin iç avlusu, geçici kabir olarak ayrılıncaya kadar açık kalmıştır. Atatürkün naaşı, 1953te Anıtkabire nakline kadar burada kalmıştır. Bu kısım halen Atatürkün anısına hürmeten sembolik bir kabir şeklinde korunmaktadır. Üzerinde beyaz mermere yazılmış şu kitabe bulunmaktadır:
    "Burası 1O.11.1938de sonsuzluğa ulaşan Atatürkün 21.11.1938den 10.1 1.1953e kadar yattığı yerdir." 15 yıl süreyle Etnografya Müzesi Anıtkabir. işlevi görmüştür. Devlet başkanlarının, elçilerin, yabancı heyetlerin ve halkın ziyaret yeri olmuştur. Bu süre içinde ıriüzede çalışmalar sürdürülmüş; 6-14.10.1956 tarihinde, Uluslararası Müzeler Haftası nedeniyle, gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra müze tekrar halkın ziyaretine açılmıştır.
    Binanın mimarı Arif Hikmet (Koyunoğlu) Cumhuriyet Dönemi mimarlarının en
    değerlilerindendir..

    Bina dikdörtgen planlı olup tek kubbelidir. Yapının taş duvarları küfeki taşı ile kaplanmıştır. Almlık kısmı mermer olup üzeri oyma süslüdür. Binaya 28 basamaklı bir merdivenle çıkılır. 4 sütunlu, üçlü bir giriş sistemi vardır. Kapıdan girilince kubbe altı holüne ve buradan da iç avlu denilen sütunlu kısma geçilir. Buranın ortasına mermer bir havuz yapılmış, çatı kısmı açık bırakılmıştır. Daha sonra bu iç avlu Atatürke geçici kabir olarak ayrıldığında, havuz bahçeye nakledilerek, çatısı kapatılmıştır. İç avlunun etrafında simetrik olarak büyüklü küçüklü salonlar yer almaktadır. İdare kısmı müzeye bitişik olup iki katlıdır.

    Müze önünde at üstünde duran Atatürk heykeli 1927 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İtalyan sanatkarı B. Conanicaya yaptırılmıştır.

    Etnografya Müzesi, Türk sanatının Selçuklu Döneminden zamanımıza kadar devam eden örneklerinin sergilendiği bir müzedir.
    Anadoluda düğün töreni ve Anadolunun çeşitli kentlerine ait gelin giysileri, Türk işleme sanatı, halı ve kilim sanatı, maden sanatı, kahve kültürü ve sünnet töreninin sergilendiği salonlar, müze girişininsağ tarafında yer alır. Girişin sol tarafındaki salonlarda ise, çini ve cam eserler, Osmanlı Dönemi hat sanatı örnekleri ile Selçuklu ve Beylikler Dönemine ait nadide ahşap eserler sergilenmektedir.

    ANADOLU TAKILARI

    Eski devirlerden günümüze kadar, her çağda kadın güzel görünmek için süslenmiştir. Yüz güzelliği için yanaklara sürülen allık ve göze sürülen süm1enin yam sıra bu güzelliği tamamlayan küpeler, dizi altınlar, tılsımlar, saç süsleri, işlemeli başlıklar, taçlar ve taraklar kullanmıştır. Bu takılar, kabartına motiflerle süslü, kıymetli taşların yam sıra sedef, fildişi, mercan, akik gibi kabuk ve taşlarla zenginleştirilmiş altın ve gümüş takılar.
    Takı takma geleneği, Anadolunun çeşitli bölgelerindekullamm amacına göre isim alır. Bu takıların hemen hepsinin kendine özgü anlamı. ve hikayesi vardır. Bunlar bereket, sabır, kimi zamanuğur veya gözden sakınına, kimi zaman da kötülüklere karşı korunmadır.
    Anadöluda kadınların yam sıra erkeklerin de kötülüklerden korunmak amacıyla, üzerinde taşıdıkları gümüş süs eşyaları vardır. Gümüş ve maden düğmeler, yüzükler, köstekler ve bunların ucunda sallanan gümüşten elle yapılmış süsler, silah kabzalarında ve tütün tabakalarında görülen savat işçiliği, gümüş ve mercanla işlenmiş kırbaç uçları bu eşyalar İçinde yer alır.
    Müzemİzde 18. yy sonu, 19. yy başına ait kadın ve erkeklerin kullandığı takılar önemli biryertutmaktadır.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri