Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Ya İstiklal Ya Ölüm Kompozisyon Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK aklımıza gelmekte bu sözü her duyuşumuzda.Kurtuluş savaşındaki parolamızdı adete bu cümle. 1919 tarihinden sonra vatanın her
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Ya İstiklal Ya Ölüm ile ilgili Kompozisyon

    Sponsorlu Bağlantılar




    Ya İstiklal Ya Ölüm Kompozisyon



    Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK aklımıza gelmekte bu sözü her duyuşumuzda.Kurtuluş savaşındaki parolamızdı adete bu cümle.

    1919 tarihinden sonra vatanın her karışı işgal edilmiş padişah eli kolu bağlı şekilde ingiliz baskısı ile yönetilmekte ve halk tedidirgin şekilde çırpınmaktaydı.Taki ulu önderimiz bu konuda yola çıkana dek...Ulu önderimizin aklındaki tek düşünce ya istiklal ya ölümdü.Bunu her seferinde belirtti.Bizim yüzyıllar boyu bağımsızca yaşadığımızı ve bağımsızlığımızın bizlerin karekteri olduğunu belirtti her zaman.Ne amerikan mandasını ne ingiliz himayesini ne de bir başkasını çözüm gördü.Tek çare istiklal uğruna savaşmaktı.Bizler O nun sayesinde bugun rahatlıkla yaşıyoruz.Mustafa Kemal Sayesinde hem istiklalimizi hem de demokrasiyi kazandık.

    Milletimizin kaderi bu şekilde çıkmaza sürüklenirken Ulu önderimiz bizlere hedefimizi gösterdi: Ya istiklal ya ölüm.....

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. 12 Mart İstiklal Marşının Kabulü ile ilgili Kompozisyon
  3. Ölüm ile ilgili Kompozisyon
  4. Ya İstiklal Ya Ölüm Ne Demek
  5. Ya İstiklal Ya Ölüm-İstiklal Marşının Kabulü İle İlgili Oratoryo
  6. Ölümle ilgili sözler,ölüm ile ilgili özlü sözler,ölüm hakkında sözler,ölüm ile ilgili güze
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    Ya İstiklal Ya Ölüm ile ilgili kompozisyon


    Bu yazı Atatürkün Nutuk adlı eserinden alınmıştır.Bizzat Atatürkün kendi açıklamasıdır.Kompozisyon yazarken bu yazıdan faydalanabilirsiniz

    Ya istiklâl ya ölüm

    Bu kararın dayandığı en güçlü muhakeme ve mantık şuydu:

    Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, istiklâlden yoksun bir millet, medenî insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık görülemez.


    Yabancı bir devletin koruyup kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten de bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.

    Halbuki, Türk’ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!…
    O halde, ya istiklâl ya ölüm!

    İşte, gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır. Bir an için, bu kararın uygulanmasında başarısızlığa uğranacağını farz edelim. Ne olacaktı? Esirlik!
    Peki efendim. Öteki kararlara boyun eğme durumunda sonuç bunun aynı değil miydi?

    Şu farkla ki, istiklâli için ölümü göze alan bir millet, insanlık haysiyet ve şerefinin gereği olan bütün fedakârlığı yapmakla teselli bulur ve hiç şüphesiz, esirlik zincirini kendi eliyle boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir millete bakarak dost ve düşman gözündeki yeri bambaşka olur.

    Sonra, Osmanlı hânedan ve saltanatının devam ettirilmesine çalışmak, elbette Türk milletine karşı en büyük kötülüğü işlemekti. Çünkü, millet her türlü fedakârlığı göze alarak istiklâlini kazanmış olsa da, saltanat sürüp gittiği takdirde, bu istiklâle kazanılmış gözüyle bakılamazdı. Artık, vatan ve milletle hiçbir vicdan ve fikir bağlantısı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve milletin istiklâl ve haysiyetinin koruyucusu mevkiinde bulundurulmasına nasıl göz yumulabilirdi?

    Halifeliğin durumuna gelince, ilim ve tekniğin nurlara boğduğu gerçek medeniyet dünyasında gülünç sayılmaktan başka bir yanı kalmış mıydı?

    Görülüyor ki, verdiğimiz kararın uygulanmasını sağlayabilmek için daha milletin alışkın olmadığı bazı konulara dokunmak gerekiyordu. Ortaya atılmasında, kamuoyu bakımından büyük sakıncalar doğuracağı sanılan hususların dile getirilmesinde kaçınılmaz bir zaruret vardı.

    Osmanlı Hükûmeti’ne, Osmanlı padişahına ve Müslümanların halifesine baş kaldırmak, bütün milleti ve orduyu ayaklandırmak gerekiyordu.

    NUTUK’tan



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri