Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Zebani" Demek Doğru mu? * Zebâniler Cehennem de vazifeli meleklerdir. * Melekler Allah ü teâlânın kıymetli kıymetli kullarıdır ve zulüm etmezler. * Yiyip içmezler ,
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Cevap: Küfür ya da günah olan sözler.

    Sponsorlu Bağlantılar




    Zebani" Demek Doğru mu?

    * Zebâniler Cehennemde vazifeli meleklerdir.
    * Melekler Allahü teâlânın kıymetli kıymetli kullarıdır ve zulüm etmezler.
    * Yiyip içmezler, evlenmezler.
    * Erkek veya dişi değillerdir.
    * Sol omuzumuzdaki günahlarımızı yazan meleği kötülemek doğru olmadığı gibi, cânileri, zâlimleri hainleri, din düşmanlarını Cehennemdeki meleklere benzetmek de asla doğru değildir.
    * Bu bakımdan kötü insanları anlatırken "Zebâni gibi" demek çok çirkindir. Çünkü meleklerin günah işlemediğıne inanmamız şarttır. Meleklerin günah işlediğini söylemek uygun değildir.


    Bazıları diyorlar ki:
    "GEVURUN TOHUMU"

    Bazı insanlar kızdıkları kişilere hemen yakıştırıverirler
    "GEVURUN TOHUMU".

    Bu ne demek hiç düşündünüz mü? Düşünmedi iseniz biz söyleyelim:

    "DİNSİZİN ÇOCUĞU" demektir. Eğer o söylenilen kişinin babası müslüman ise söyleyen kişi iki büyük suç işlemiş olur.


    1- Müslümana kafir demek küfürdür.
    2- Olmayan bir şeyi o kişiye sıfat takmak iftiradır.

    Bunların her ikisi de büyük suçtur. Ağza gelen herşeyi sonucunu düşünmeden söylememek gerekir.
    Hatta bazı kadınlık vasıflarından uzak "anne" lerden kendi öz çocuklarına kızınca onlara " GEVURUN TOHUMU " diye bağırdıklarını duyuyoruz. Bu çok korkunç bir densizliktir.

    Dinden-imandan yoksun, edebten-hayadan habersiz, sevgi-saygıdan yoksun, iyiyi-kötüden ayırdedemeyen bir nesil bugünkü İslam'dan yoksun eğitimin ve bilgisiz ana-babaların ürünüdür. Kılavuzu karga olanların burnu pislikten kurtulmuyor.

    Asıl mesele işte budur.
    - Peki çare nedir? denilirse bu soruya verilecek cevap şudur:
    - Çare İSLAM'dır. Kurtuluş İslam'ın bütünüyle yaşanmasıdır. İnsanları insanlıktan uzaklaştıran düzenden İslami düzene rücu etmektir.

    İnsan layık olduğu değeri ancak bu düzende bulacaktır. Bu düzen Allah'ın düzenidir.
    İnananların saadet yoludur. Hasılı tanıdık tanımadık kim olursa olsun

    "GAVUR" "GAVURUN TOHUMU" demek ahiretteki hesaplaşmayı çetinleştirir.

    BU KONUDA SÖZÜN ÖZÜ:

    Müslümana gevur demek küfürdür
    ...


    Paylaş Facebook Twitter Google

  2. BİR SELAM VER BE HERİF! AĞZIN AŞINMAZ YA... HAYIR...
    NE SELAM VERMEYİ BİLİR HAYVAN, NE DE VERSEN ALIR... m.akif

    Selamlaşma dinimizde önemli bir yer tutar... Selamlaşma karşılaşmalarda olduğu gibi, uzaktakilere birilerini vasıta yaparakta gönderilebilinir....
    Aracının bu selamı gönderilene tebliğ etmesi vaciptir... Çünkü emanettir... Bunun tatbiki şöyle olur:
    Selam gönderen:
    - Hasan'a selamımı söyle deyince,
    Selamı götüren selamı gönderene:
    Aleykümü's selam, diyecek. Ve selamın gönderildiği şahsa vardığında :
    -Mehmet'in sana selamı var diyecek...
    O da:
    -Ve aleyke ve aleyhisselam (selam seninde göndereninde üzerine olsun) diye mukabele edecek...
    Asıl olan budur... Yoksa.. Selam söyle diyene... Olur söylerim demek sünnete ve edebe aykırıdır...


    Halkımız arasında gece tırnak kesilmez diye bir inanış vardır. Bu yanlıştır.
    Çünkü hayırlı işler ertelenmez. Tırnak kesmek, traş olmakta temizlik ve hayırlı bir iştir.. Onun için kocakarı laflarına araştırmadan inanmamak lazımdır...



  3. Bazıları namaz kılmayanlara ''BEYNAMAZ'' diyorlar... Bu tabir yanlıştır...
    Namazlarını terkedenlere ''beynamaz'' değil, ''bi namaz'' denir...

    Bi-namaz : Namaz kılmayan, namazı terkeden demektir..

    Bey-namaz : Erkek namaz karşılığında bir tabirdir... Çünkü bey, bay kelimesinin karşılığıdır... Namaz kılmayana beynamaz denildiğinde karşılığında böyle acayip mana çıkmaktadır...

    Müslümanlar kelime ve kavramları yerli yerince kullanmakla mükelleftirler..
    Onun için müslüman hesaplı konuşmaya, hesaplı davranmaya mecburdur...


    Çoğu kimseler ölçüp tartmadan, söyledikleri hoş olmayan sözlerine kılıf uydurmak için;
    Ne yapalım Dilin kemiği yoktur... derler...

    Evet dilin kemiği yoktur, fakat sorumluluğu vardır.. Bu sorumluluğun birgün mutlaka hesabı sorulacaktır...

    İnsanımız yaptıklarından, yazdıklarından, konuştuklarından sorumluluk taşımaktadır...

    İnsanımız ağzından çıkan kelimelerde gerekli özen ve hassasiyeti göstermiyor...

    Yanlış bir sözün bir kişiyi mahvedeceğini, bir aileyi yıkabileceğini, bir toplumu çökertebileceğini, imanı ve nikahı bozabileceğini düşünmüyor...

    Efendimiz şöyle buyurmuştur:
    İnsanlar üç kısımdır;
    1- Karda olanlar: Allahı zikredenlerdir..
    2- Selamette olanlar : Diline sahip olanlardır...
    3- Helake gidenler : Batıl ve boş sözlere dalanlardır...

    Hasılı kelam; Dilin kemiği yoktur... diyerek her ağzımıza geleni söyleyemeyiz...

    Biliyorsan söyle ibret alsınlar
    Bilmiyorsan sus adam sansınlar...



  4. Son zamanlarda hemen herkesin kullandığı "Yaratma" kelimesini duymaktayız. "Falan şu işi yarattı" veya "Falan, gelmesiyle huzursuzluk yarattı, yahutta... falan adam çok yaratıcı, vs. gibi "gibi sözler söylenmektedir.

    Yaratma işini insanlara izafe etmek doğrumudur?

    Yaratma işi sadece Cenab-ı Hakk'a mahsusutur. "Yaratma" fiilini ondan başkasına nisbet etmek asla doğru değildir. Kopmuş bulunan bir sinek kanadını bile yerine takmaya gücü yetmeyen insanoğluna nasıl yaratıcı bir sıfat kullanılabilir?

    "Efendim, ben mecazi manada kullanıyorum" diye bir iddia ileri sürmek de bu kusuru kapatmaya yeterli değildir.

    Netice olark tekrar ifade etmek isteriz ki, bu sözü insana izafe ederek kullanmak katiyyen doğru değildir.


    Halkımızın ençok söylediği sözlerden bazıları da;
    * Falanca doktor adamı ölümden kurtardı
    * Falanca doktor iyi etti
    * Beni .......... yerdeki yatır eyi etti
    * ............ kaplıcaları eyi etti
    * ............. vs....
    Bu sözleri sıkça duyarız. Fakat mahiyetini düşünmeyiz. Her derdi veren Allah'tır. O derdin devasını veren de Allah'tır.

    Deva ve çare sadece Allah (cc)'dan beklenir... Doktorlar ve ilaçlar sadece birer sebeptirler... Ne doktor, ne ilaç ne de falanca yerin kaplıca suyu derde deva olamaz... olsa olsa birer sebep olabilirler.... Onların deva olduğuna, hastalığı iyi ettiğine inanmak çok tehlikelidir...

    Velhasıl herkes ağzından çıkan sözün neticesini hesap etmeğe mecburdur...


    Soru : Felek ne demektir? Kahpe felek sözü kişiyi imandan çıkarır mı?

    Cevap: Felek sözü ile genellikle kader kastedilmektedir. Dolayısıyla bu söz kişiyi dinden çıkarır. İman ve nikahın tazelenmesi gerekir.



  5. Tesadüf: Rast gelme, Bir şey kendiliğinden olma, Tedbirsiz meydana gelme.
    Tevafuk: Bir birine uygunluk, muvafık oluş, Nizamlanmış biçimde bir birine uygun olmak.
    Her iki kelime zıtlıkları ile birbirlerini tarif eder. Günlük hayatta tesadüf kelimesini çok kullanmamıza rağmen, gerçekte tesadüf yoktur, tevafuk vardır. Yaratılışta ve devam eden hadiselerdeki pek çok noktadaki benzerlikler tesadüf değil, tevafuktur.
    Tesadüfte şuursuzluk, hesapsızlık ve başıboşluk vardır “Şu hâdise tesadüfen şöyle oldu, bu hâdise tesadüfen böyle oldu” gibi Bunu söyleyen zâta sorsanız:
    - Siz kâinatta başıboşluk olduğunu kabûl edebiliyor musunuz? Hâdiseler, vak’alar başıboşluktan mı zuhur ediyor, yoksa hepsinde ince bir hikmet, kesin bir maksat mı vardır? Muhatabımız hemen diyecektir ki:
    - Asla, kâinatta başıboşluk yoktur Her hâdisenin altında bilmediğimiz nice hikmet ve maslahatlar vardır
    - Öyle ise hikmetsizlik ve başıboşluk mânasına gelen tesadüfü neden kullanıyorsunuz?
    - Canım, ne bileyim herkes kullanıyor, ben de kullanıyorum Alışmışız bir defa Bir âyeti kerîme bizlere ışık tutuyor: “Denizde, karada ne cereyan ediyorsa, Allah’ın ilmi dâhilinde cereyan ediyor Bir yaprak düşmez ki Allah’ın ilmi dâhilinde olmasın!” Anlaşılan, tesadüfî sandığımız kâinat hâdiselerinin hiçbirinde tesadüf yoktur Bir yaprağın düşüşünde dahi
    - Ya ne vardır?
    - Tevafuk, Muvafık olmak, münasip düşerek cereyan etmek, bir İlâhî maksat, bir İlâhî hikmet için cereyan etmiş olmak Bunun içindir ki kelimeleri yanlış mânada kullanmak istemeyenler tesadüfü terk eder, tevafuku tercih ederler
    - Tevafuken böyle oldu, tevafuken şöyle cereyan etti, diyerek her hâdisenin altında bir İlâhî hikmet, Rabbanî maksat ararlar Yaratandan alâkasını kesmek gibi bir dalgınlığa düşmezler



    Kalbinde maraz olanlar çeşitli vesileler uydurarak hep müslümanların kisvelerine saldırmayı marifet saymışlardır...
    Bu sözlerden biri de "sakal keçide de var" sözüdür...

    Bununla ilgili bir olay nakletmek istiyorum:
    Bir hoca efendi anlatmıştı; "Bir ilçede müftülük yapıyordum... Sakalımı kesmemeye karar verdim ve böylece sakalı bırakmış oldum... On-onbeş gün sonra daire müdürleriyle bir toplantımız oldu...

    Herkes beni sakallı görünce başladılar sakal hakkında ileri geri ahkam kesmeye... Bende onlara sakalın gereğini anlatmaya çalışıyordum... Ama benim söylediklerime hiç itibar etmiyorlardı... Söyledikleri kafamın tasını tam attırdı ki bu anda kaymakam bey;

    - Müftü bey sakal keçide de vardemesin mi... Bu söz herkesin hoşuna gitmişti... Doğru keçide de sakal var dediler...

    Onlara şu cevabı verdim:
    -İyi doğru söylüyorsunuz.. Evet keçide sakal var amma eşeklerde yok dedim...

    İnsanlığı görmezlikten gelirsen,
    Kafaya da kelleye de BAŞ denir.
    Biri leşte öter biri gülşende,
    Kargaya da bülbüle de KUŞ denir.
    Durduk yerde ortaya laf atarsan,
    Adama da eşeğe de ÇÜŞ denir.

    İstedikleri bu sözmüş... Bir daha kimse sakal kelimesini ağzına alamadı...
    - İçlerinden biri de şöyle dedi... 'VALLAHi biz bunu hakettik... Peygamberimizin sakalını alay konusu edenlerin hep sonu bu olur'...
    "

    Sözün özü kardeşler... Sakal mütevatir bir sünnettir... Aleyhinde söz söylemek müslümanlara has bir sıfat değildir... Sakalımız yoksa bile sakalı olana saygı duymasını bilelim...



  6. Halk arasında rüşvet ve benzeri haramların haramlılığı konusunda dikkat çektiğimiz zaman bazıları "Alan memnun veren memnun günah bunun neresinde" diyorlar...
    Evet kardeşlerim bu gibi sözleri duymuşsunuzdur...
    Şunu untmayın.. Haramın haramlılığını inkar etmek veya küçümsemek küfür sebebidir... Bu rüşvette olduğu gibi zinada da böyledir... İki insan kadın erkek anlaşsalar. Belli bir para karşılığı zina yapsalar.. Yapılan iş gibi alıp verilen para da haram değil midir? Elbette haramdır...
    Öyle ise Alan memnun veren memnun diyerek gevezelik yapmamak lazımdır....


    İnsanların ağızlarından çokça çıkan sözlerden biride "İFRİT OLDUM" sözüdür..
    O konuştukça ben ifrid oldum... veya öyle yaptıkça ben ifrid oldum... sözünü çok sık duyarız... Bu sözün mahiyeti nedir? Bunu bilmeye ihtiyaç vardır...
    İfrid şeytanın isimlerinden biridir...
    Bir insan her ne vesile ile olursa olsun " ifrid oldum " , " ifrid oluyorum" derse şeytan oldum veya şeytan oluyorum demiş olmaktadır...
    Bir insanın kendini şeytana benzetmesi kadar bir ahmaklık düşünülemez...
    Hasılı, ifrid şeytanın sıfatlarından biridir... Aklı başında hiçbir mü'minin kendini bu sıfata sokması düşünülemez...



 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri