Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

İstiklal Marşı Yarışmasına Katılan Diğer Marşlar , Şiirler İSTİKLÂL MARŞI Türk’ün evvelce büyük bir pederi Çekti sancağa hilâl-i seheri Kanımızla boyadık bahr ü beri Böyle
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 6      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Cevap: istiklal marşının kabulü ile ilgili dökümanlar

    Sponsorlu Bağlantılar




    İstiklal Marşı Yarışmasına Katılan Diğer Marşlar, Şiirler




    İSTİKLÂL MARŞI



    Türk’ün evvelce büyük bir pederi

    Çekti sancağa hilâl-i seheri

    Kanımızla boyadık bahr ü beri

    Böyle aldık bu güzel ülkeleri



    İleri, arş ileri, arş ileri

    Geri kalsın vatanın kahpeleri



    Seni ihya için ey namı büyük

    Vatanım uğruna öldük,öldük

    Ne büyük kaldı bu yolda ne küçük

    Siper oldu dağlar gibi sana Türk



    Yürü ey milletin efradı yürü

    Ak sütü emmiş vatan evladı yürü



    Vatan evladın kurban edeli

    Milletin hür yaşamaktır emeli

    Veremez kimseye bir Çamlıbeli

    Bağlanır mı acaba Türk’ün eli



    İleri, arş ileri, arş ileri

    Çiğnenir çünkü kalan yolda geri



    HÜSEYİN SUAD











    İSTİKLÂL TÜRKÜSÜ



    Millet aşkı, din aşkı, vatan aşkı uyansın

    Yurduma göz diken, al kanlara boyansın

    Ya ben ya onlar diyen silahına dayansın



    Türk oğludur bu millet

    Türkündür bu memleket

    Türk oğludur bu millet

    Türkündür bu memleket



    Düşman gözü tutama yanar dağlar başını

    Bağrımızda saklarız vatanın her taşını

    Yurdumuza yan bakan döker gözün yaşını



    Türk oğludur bu millet

    Türkündür bu memleket

    Türk oğludur bu millet

    Türkündür bu memleket



    Can veririz her zaman hürriyetin yoluna

    Ya gazi ya şehitlik ne devlettir kuluna

    Ata emanet etmiş namusunu oğluna



    Bize Türk oğlu derler

    Hep bizimdir bu yerler



    Ankara A.S.















    İSTİKLÂL MARŞI



    Göz yaşına veda et,

    Ey güzel Anadolu!

    Hakkını korur elbet,

    Türk’ün bükülmez kolu.



    Cenk ederiz genç, koca

    Bugün değil, yarın da

    Yadımız ağladıkça

    İzmir ezanlarında.



    Hak yoluna kan olur.

    Dünyalara taşarız.

    Ya şerefle vurulur,

    Ya efendi yaşarız.



    Her gün yeni bir hile

    Arkasında satıldık.

    Her gün yeni bir dille,

    Yurdumuzdan atıldık.



    Yeter, ey Kâbe'mize

    Elimizden alanlar.

    Alıkoyamaz bizi,

    Yolumuzdan yalanlar.



    Biz bu yolda sel olur,

    Dünyalara taşarız.

    Ya şerefle vurulur,

    Ya efendi yaşarız.



    Hangi alçak el alır,

    El zinciri boynuna?

    Kim Yunan’ı bırakır,

    Türk kızının koynuna.



    Biz ki Türk'üz, muhakkak,

    Her milletten uluyuz.

    Yeryüzünde bir ancak,

    Yurdumuzun kulluyuz.



    Yurt yolunda kan olur,

    Dünyalara taşarız.

    Ya şerefle vurulur,

    Ya efendi yaşarız.



    KEMALEDDİN KAMİ

    Paylaş Facebook Twitter Google

  2. Mehmet Akif Ersoy'un Hayatı - 2

    Mehmet Akif, 1873 yılında İstanbul’da, sade ve geleneksel bir hayatın yaşandığı Fatih’te dünyaya geldi. Babası Fatih Medresesi müderrislerinden Tahir Efendi’dir. Annesi ise Buharalı Mehmet Efendi’nin kızı Emine Şerife hanımdır.


    Akif’in doğduğu dönem, Osmanlı devletinin hasta adam ilan edildiği ve bu görüşün dönemin devlet adamlarına ve aydınlarına uğursuz bir hastalık gibi bulaştığı, çöküş şartlarının hemen herkeste çözülme, umutsuzluk, panik yarattığı, buna rağmen hemen herkesin bir şeyler yapma çabasında olduğu bir dönemdir.


    Akif’in ailesi sade ve orta halli ama bir inanç ikliminin bütün olgunluğu ve güzelliği ile yaşadığı bir aile idi. Ve Akif’in mizacı.. ele avuca sığmayan bir çocuk. Çalışkan ama haşarı. Okuldan döner dönmez sokağa fırlayan, ağaçlara tırmanan, kabına sığmayan bir mizaç. Masal dinlemeden uyumayan bir çocuk…

    İlk gençlik yılları da çocukluğu gibi. Taşkın, ele avuca sığmaz, güçlü, sıhhatli ve enerjik. Pehlivanlarla güreşen, boğazda karşıdan karşıyla yüzen, taş yarıştıran bir ilk gençlik. Ama hep çalışkan, hep erdemli.


    Mülkiye’nin i’dâdî bölümünde üç sene okuduktan sonra diploma aldı ve yüksek kısmına kaydoldu. Bir sene sonra babası vefat etti. Aynı yıl evleri yanınca Mülkiye’ye gündüzlü öğrenci olarak devam etmesi imkansız hale geldi. Mezunlarına hemen iş verileceği için o yıl açılan ve ilk sivil veteriner yüksek okulu olan Halkalı Baytar ve Ziraat Mektebi’ne yatılı öğrenci olarak geçti


    22 Aralık 1893’te okuldan birincilikle mezun olur ve 26 Aralık’ta “Orman ve Baytar Müfettiş Muavini” olarak tayin edilir.Görev yeri İstanbul olmasına rağmen Akif, 4 yıl Rumeli, Anadolu ve Arabistan’ın çeşitli bölgelerinde görev yapmıştır.


    Bu seyahatler Akif’in gözlem gücünü, toplumu daha yakından tanımasını sağlamış olmalıdır. Akif bu dönemdeki gözlemlerini şiirlerinde son derece gerçekçi bir şekilde kullanır. Yine bu ve bundan sonraki seyahatler Akif’in hem düşünce tarzını hem de şiir anlayışını temellendirir.


    Meclis'in bir İstiklâl Marşı güftesi için açtığı yarışmaya katılan 724 şiirin hiçbiri beklenilen başarıya ulaşamayınca maarif vekilinin isteği üzerine 17 Şubat 1921'de yazdığı İstiklal Marşı, 12 Mart'ta birinci TBMM tarafından kabul edildi. Sakarya zaferinden sonra kışları Mısır'da geçiren Mehmet Âkif, daha sonra sürekli olarak Mısır'da yaşamaya karar verdi. 1926'dan başlayarak Camiü'l-Mısriyye'de Türk dili ve edebiyatı müderrisliği yaptı. Yurdunda ölmek isteği ile Türkiye'ye döndü ve 27 Aralık 1936'da İstanbul'da vefat etti.


    Şairin Genç Bir Adam Portresi


    Bu fotoğrafında Akif e çok yakışan, tevazu ve samimiyet, kendisini olduğundan daha az gösteren, sadece kendi kendisiyle yarışan, hesaplaşan ve kendi olmak, kendi kalmak isteyen kişiliği hemen belli oluyor.


    Akif kendi onuruna ve ait olduğu inancın ve milletin onuruna son derece düşkündür. Her zaman çalışkan ve öğrenmeye çalışan bir gençtir.Derslerinde birincidir. Halkalı Ziraat Mektebinde bir hocasının okul birinciliğini Ermeni bir öğrencinin alacağını söylemesi üzerine günlerce ders çalışır ve okulu birincilikle bitirir.


    Dostları O'nun sadece sportif karşılaşmalarda iddiacı olduğunu, bunun dışında kendisini önemsemediğini belirtiyorlar.


    Bir Entelektüel Olarak Akif


    Akif döneminin en iyi donanım, birikimi en yüksek şair, yazar ve düşünürlerinden biridir.


    Babasının alim ve saygın bir insan olması, Akif in hem çocukluktan başlayan sağlıklı bir eğitim almasına hem de babalarının arkadaşlarından dolayı entelektüel bir ortamda yetişmesine yol açtı.


    Çocukluğundan itibaren dini bilgiler ve Arapça eğitimi aldı. Akif'in bütün bir ömre yayılan öğrenme tutkusu ve bu tutkunun ciddi, kararlı ve istikrarlı bir çabayla gerçekleştirilmesi de bütün alçak gönüllülüğüne rağmen dönemin seçkin şahsiyetlerinden biri olarak öne çıkmasını sağladı.


    Akif in çok az bilinen şairlerin şiirinden kim olduğunu çıkaracak kadar divan edebiyatını bildiği ve halk şiirimizi de yakından incelediği bilinmektedir.


    Yine Akif' in, Türkiye'de Arapça’yı ve Arap edebiyatını en iyi bilen birkaç kişiden biri, Farsça'sı da İran edebiyatının ünlü şairlerinin eserlerini manzum olarak çevirecek mükemmellikte olduğu bilinmektedir.


    Halkalı’da okuduğu yıllardan itibaren Fransızca'sını geliştirmek için çalıştığı, bir çok Fransız yazarının eserini aslından okuduğu da arkadaşlarının tanıklıklarından anlaşılmaktadır.


    Mehmet Akif in son derece dikkatli ve disiplinli bir okuyucu olduğu, bir kitabı üç kere okumadıkça okudum demediği, bilinir. NİLGÜN


    İstiklal Marşı Şairi Olarak Akif


    Mehmet Akif, doğrusunu söylemek gerekirse İstiklâl Marşı' mızı yazabilecek tek değilse bile en ideal insandı. Bunu sadece döneminin en iyi şairlerinden biri olduğu için değil. Elbette Akif' in şiir gücü ve tarzı dönemin beklentilerini karşılamak için de son derece uygundur. Şiiri toplum için ve bir dava adına yazan, ama şiiri şiir yapan özelliklerden vazgeçmeyen, Türkçe'nin bütün nüanslarını ve imkanlarını ustalıkla kullanan, çağının tanığı ve vicdanı olan bir şairdi MEHMET AKİF ERSOY SELVİNUR


    Bir Erdem Abidesi Olarak Akif


    Akif’ in hayatını ve ahlâkını oluşturan en önemli unsur, "kendi kendisi" olmaktır. Bu O'nun bütün hayatını yönlendiren bir ilkedir. İmanında, san'atında, yaşantısında, kendi adına ve toplum adına konuşurken hep aynı insandır ve neyse odur. Bir başkasına benzemek, ödünç alınmış kimliklerle ortaya çıkmak, olduğundan fazla görünmek ve söylediği ile yaptığı arasında bir uyumsuzluk, düşünce, duyarlık ve imanıyla ters düşmek O'nun hiç bir şekilde katlanamayacağı bir düşkünlüktür. Bu ilkeli ve bütünlüklü kişilik Akif'i bir erdem anıtı haline getirir.


    Mehmet Akif Ersoy’dan Beyitler


    Kim kazanmazsa bu Dünya’da bir ekmek parası,

    Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası.


    Bir baksan, gökler uyanık, yer uyanıktır.

    Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır.


    Hüsrana rıza verme… Çalış… Azmi bırakma

    Kendin yanacaksan bile evladını yakma.


    Ey diptiri meyyit. “İki el bir baş içindir”

    Davransana… Ellerde senin, başta senindir.


    Aile Reisi Olarak Akif

    Akif, yaşadığı ülkeye, topluma ve dostlarına her şeyini verdi ve bunların karşısında hiçbir şey almadı demek doğru değil belki ama, hiçbir şey talep etmedi. Herkesin aksine Akif, eşini ve çocuklarını çok sevmesine rağmen sadece ailesine karşı sorumluluğunu yerine getiremedi. Bu yüzden yoksulluğunun, fedakârlığının, kendinden vazgeçmenin maliyetini kendisi kadar eşi ve çocukları da ödedi.

    Yine bu nedenle ki, ölümünden sonra ailesine tertemiz bir isimden, eserlerinden başka bir şey bırakmadı. Ve yoksulluğu çocuklarının hayatına yansıdı

    Mehmet Akif Ersoy’un Eserleri

    Mehmet Akif Ersoy’un eserlerinin genel adı ‘SAFAHAT’tır. İlk eserinin adı da budur. İkinci kitabının adı ‘SÜLEYMANİYE KÜRSÜSÜNDEN’dir. ‘HAKKIN SESLERİ’ üçüncü eseridir. Ve sırasıyla ‘FATİH KÖPRÜSÜNDEN, ASIM VE GÖLGELER’ diğer başlıca eserlerindendir.

    Bu eserler değişik tarihlerde basılmış olup hepsi birlikte ‘SAFAHAT’ altında toplanmıştır. Mehmet Akif, İstiklal Marşı şiirini millet için yazdığını ifade ederek, bütün eserlerini topladığı safahat adlı eserine koymamıştır.


  3. Mehmet Akif Ersoy Eğilmeyen İnsan

    Akif sadece şiirler yazan bir şair veya düşüncelerini söyleyen bir düşünür değildir. O yazdıklarını ve düşündüklerini hayatında aynen uygulamış, konuşması ile hareketlerinde hiçbir ayrılık görülmemiş bir kimsedir. Mevlana’nın türbesinde yazılı olan “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözünün toplum içinde pek az görülen canlı örneklerinden biridir.


    İkinci vasfı ise şudur: Çelik kadar sağlam bir mizaca sahip olan Mehmet Akif hiç eğilmemiş, hiçbir kuvvet ve menfaat karşısında bir kere bile taviz vermemiş, hayatı boyunca doğru bir yolda yürümüştür. Bu son derece önemli bir vasıftır. Zira her türlü kötülük hep “Bir kerecikten ne çıkar” demekle başlar ve devam eder.


    Akif, daima çok çalışmak gerektiğini ve Kur’an-ı Kerimin buyruğu veçhile insanın çalışmasından başka bir kazancı olmayacağını belirtmiştir. “Kimin bu dünyada gözü kapalı ise ahirette de kapalı, hatta oradaki şaşkınlığı daha ziyadedir” mealindeki ayet’i kerimeyi şerh ederken Müslümanlara da nasihat etmekte.


    Çalış dünyada insan ol, elindeyken henüz dünya

    Öbür dünyada insanlık değilmiş yağma, gördün ya.


    Akif sözüne son derece bağlı bir kimse idi. Bir kere söz, ya ölüm ya da ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse insan ancak o zaman mazur görülebilir derdi.


    M. Cemal anlatıyor: ”Meşrutiyetin ilk seneleri bir Cuma günü adam boyu kar yağdı. Çapa’daki bizim eve o gün sütçü, ekmekçi gibi adamlar bile gelmediler. Öğlen yemeğinden biraz sonra biz halâ ekmekçiyi beklerken kapı çaldı, fakat... Akif bey gelmişti! Bıyığının yarısı donmuştu. Şaşırdım. Nasıl geldiğini merak ettim: beylerbeyi’nden nasılsa Beşiktaş’a bir vapur işlemişti. “Bu kadar mı?” dedim. Tabi ki bu kadardı. Ve tabi ki Beşiktaş’tan Çapa’ya işleyen bir şey yoktu. Ancak bunu sormaya da lüzum yoktu. Çünkü Beşiktaş’tan Çapa’ya insanlar yürüyerek de gelirdi. Bu karda, tipide yaya yürünülen mesafeye ben şaştıkça Akif’te benim hayretime şaşıyordu.


    “Gelmemem için kar, tipi kafi değil, vefat etmem lazımdı. Çünkü geleceğim diye söz vermiştim.”


    Onun şiarı fazilet, vatanperverlik ve ilimdi. Ömrü boyunca bu prensipleri hakim kılmak için çalışmış, şiirlerinde, makalelerinde hep bunları söylemiş ve bizzat yaşayarak da örnek olmuştur.


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
mektup örnekleri